|
Performans ödevleri konusunda herkes aynı şeyi söylüyor:
"Bu ödevler çocuğa değil, anne ve babaya veriliyor."
Zaten çocuklar okul, dershane, ödev, deneme sınavı, soru
/ test çözümü girdabında boğulup gidiyorlar, bir de
performans ödevlerini nasıl yapacaklar? Aslında şimdiki
eğitim sistemi teorik olarak iyi. Ama sadece TEORİK
OLARAK İYİ. Nedeni şu ki; çocuğu ezberci bir anlayıştan
uzaklaştırmak, araştırmaya yöneltmek için SÖZDE ödev
vermemeleri gerekiyor. Bütün ders kitapları da bu yönde
gördüğüm kadarıyla. Fakat içinde bulunduğumuz AT YARIŞI
(pardon, ARKALARINA MOTOR TAKILMIŞ AT YARIŞI)
sisteminde, sırf diğerlerinden bir soru daha fazla
çözebilip, sınavda bir puan daha yüksek alabilsinler
diye ve sırf dershaneler bir puan yüksek alabilme
kaygısından çıkar sağlayabilsin diye sürekli ödev
veriliyor, sürekli test çözdürülüyor, çocuklar sürekli
yarışlara hazırlanıyor. Bu yüzden, ne oyun yüzü
görebiliyor çocuklar, ne de kendilerine ayıracak
zamanları olabiliyor. Ve ne acıdır ki, eskiden vakti
olduğu hâlde kitap okumayı sevmeyen çocuklar, şimdi
vakitleri olmadığı için istedikleri hâlde edebî bir eser
okuyamıyorlar. Böyle olunca da performans ödevleri
hâliyle velilere kalıyor.
Oğluma her zaman sınavların kendisini etkileyecek kadar
önemli olmadığını, önemli olanın İYİ BİR İNSAN OLMAK
olduğunu anlatmaya çalışıyorum bu yüzden. Sonuçta bütün
sınıfları birincilikle bitirse, bütün sınavlardan en
yüksek notları alıp, en yüksek okulları bitirse bile,
bir torpil(!) bulup bir işe girmesi gerekecek. Ve bir
işe girdiği zaman da, geçmişi onun kadar başarılı
olmayan biri büyük bir ihtimalle onun amiri ya da
patronu olacak.
Neyse, konuyu açıp saçıp, dağıttım galiba... Konunun
yerinin burası olmadığını fark edip, ağzımı kapıyorum.
(Ama ne yapayım, böyle konularda çenem düşüyor). |