1 KURUŞLARINIZI MARKETLERE KAPTIRMAYIN! (DÜŞÜNCE / GÖRÜŞ) - Yazan: gitarisyen

gitarisyen

Aşk şarkıları söylemeyi bıraktığımız gün her şeyimizi yitirdik biz. İşte o yüzden hep aşk şarkıları söylüyorum.

 

1 KURUŞLARINIZI

MARKETLERE KAPTIRMAYIN!

 

Bazen büyük marketlere gittiğimde bir ürün beğeniyorum ya da o ürünü almam gerektiği için alıyorum. Ürünün fiyat etiketinde 4,99 TL yazıyor. Ürünü alıyor ve kasaya gidiyorum. Kasiyer ürünü okutuyor; okuttuğu ürün kasa bilgisayarında 4,99 TL olarak gözüküyor. Ben de nakit 5 TL veriyorum kasiyere. Kasiyer parayı alıp üzerinde 4,99 TL yazan fişimi veriyor ve işimin bittiğini düşünüyor. Ancak sonra kasiyer benim hâlâ beklediğimi görünce aramızda aşağı yukarı şöyle bir konuşma geçiyor:

- Beyefendi, işleminiz tamam.

- Hayır, tamam değil. Ben para üstü olan 1 kuruşumu vermenizi bekliyorum.

- Beyefendi, 1 kuruşumuz yok.

- Öyleyse neden ürünün etiketine 4,99 TL yazıyorsunuz? O 1 kuruş para üstünü veremeyeceksiniz oraya 4,99 TL yazmayacaksınız.

- Beyefendi, size 25 kuruş vereyim o zaman para üstü olarak.

- Hayır, ben sadaka istemiyorum, bu ürünü 25 kuruş daha ucuza almak da istemiyorum. Ben sadece hakkım olan 1 kuruşu istiyorum. Ürünün fiyatı 4,99 TL, ben size 5 TL verdim ve hâliyle para üstü olan 1 kuruşumu vermenizi bekliyorum.

Tabii konuşma bu minval üzere uzadıkça marketin müdürü ya da sorumlusunu çağırıyorlar. Aynı konuşmalar onunla da yapılıyor. Bana 25 ya da 50 kuruş vermek istiyorlar para üstü olarak. Ancak meselenin bu olmadığını, o ürüne 10 katı para da verebileceğimi, fakat sadece 4,99 TL yazdıkları bir ürünün fiyatını 4,99 TL olarak almaları gerektiğini, bunun için de para üstü olarak 1 kuruş vermek zorunda olduklarını anlatmaya çalışıyorum. Bazen müdür ya da market sorumlusu:

- Beyefendi, 1 kuruş piyasada bulunmuyor. Siz neden bahsediyorsunuz? tarzında bir şeyler söyleyince ben de:

- O hâlde o ürünün fiyat etiketine 4,99 TL şeklinde kuruşlu ifade yazmayacaksınız. Madem 1 kuruş piyasada bulunmuyor, müşterilerinize para üstü vereceğinizi öngörerek hareket etmeniz ve oraya 4,99 TL yazmamanız gerekirdi, diyorum.

Netice olarak bu iş uzayıp gidiyor; hepimiz sinirleniyoruz. Ben ya ürünü bırakıyorum ya da fiyatı 4,99 TL olan şeyi 5 TL'ye almış olarak çıkıyorum marketten. Tabii arkamdan "Ne kadar sıkıntılı adam!" tarzında şeyler söylüyorlardır.

Şimdi bana "takıntılı", "sıkıntılı" gibi sıfatlar yakıştırıp bunu büyüttüğümü söyleyebilirsiniz. Ama ben şöyle düşünüyorum: Bir ürünün fiyatı neyse market o fiyatı almalı, 1 kuruş bile fazlasını değil. Ben Polonya'ya gittiğimde hangi markete gidersem gideyim kasiyere nakit para verdiğimde para üstünü kuruşu kuruşuna veriyorlardı. Örneğin (Polonya'nın para birimi zloti ve bunun yüzde biri olan kroşe olup) ürünün fiyatı 4 Zloti 87 Kroşe tutmuşsa 5 zloti verdiğim zaman para üstü olarak 13 kroşeyi elime veriyorlardı. Ve bunun istisnasını oradaki marketlerin hiçbirinde görmedim. Para üstümü kuruşu kuruşuna hep aldım.

Tamam, şimdi çoğunlukla kredi kartı kullanıldığı için bu 1 ya da 2 kuruşlar önem ifade etmiyor ya da sıkıntı çıkarmıyor olabilir; zira kredi kartından ödendiği için ürünün fiyatı tamı tamına kredi kartına yansıyor ve biz de kredi kartını bankaya öderken kuruşu kuruşuna ödüyoruz. Ama bir de şöyle bakın: O markete her gün akşama kadar benim gibi 100 müşteri gelse ve hepsinin 1 kuruş para üstü verilmese bu toplamda 100 kuruş, yani 1 TL yapar. Üstelik hepsinin para üstü 1 kuruş da değil, bazen (örneğin ürünün fiyatı 4,96 TL veya 4,97 TL olarak yazılmışsa) 3 ya da 4 kuruş para üstü de kalıyor. Evet, bazen bu durumda (yani kasiyere nakit para verdiğimizde) para üstü olarak kasiyerlerin bize normalde vermeleri gereken para üstünden daha fazla para üstü verdiğini de biliyor ve görüyorum. (Örneğin ürün 4,97 TL tutmuşsa ve kasiyere 5 TL para uzatılmışsa, kasiyer para üstü olarak -eğer varsa- 5 veya hatta 10 kuruş para üstü bile verebiliyor.) Ancak böyle durumlarda bunun acısının çoğu markette kasiyerin maaşından çıkartıldığını da biliyorum. Ancak dediğim gibi mesele bu değil.

Mesele şu:

Eğer size nakit para veren müşterinize 1 veya 2 kuruş para üstü veremeyecekseniz, o ürünün fiyat etiketine 4,99 TL, 4,97 TL, 29,99 TL gibi rakamlar yazmayacaksınız!

Yine eğer yukarıda verdiğim Polonya örneğinden yola çıkarak bazı market sorumlularının ya da kasiyerlerin söylediği gibi "Bizim paramız o kadar değerli olmadığından -yani 1 kuruşun değeri olmadığından- o para piyasada bulunmuyor ve biz de size para üstü veremiyoruz!" diyecekseniz, içinde yaşadığınız toplumun para birimi değerine ve ekonomik koşullarına göre hareket edecek ve bu durumda müşterinize 1 kuruş para üstünü veremeyecekseniz yine o ürünün fiyat etiketine 4,99 TL, 4,97 TL, 29,99 TL gibi rakamlar yazmayacaksınız!

Takıntılı mıyım? Evet, belki... Ama ben sadece hakkım olan para üstünü, yani 1 kuruşumu istiyorum! Üstelik mesele sadece o 1 kuruşun benim hakkım olması da değil; marketlerin bu şekilde HAKSIZLIK YAPMASI, 1 kuruş bile olsa haksız kazanç sağlaması... Ve bu sadece benim için değil, hepimiz için geçerli...

Bu ürün fiyatları belirlenir ve etiketleri hazırlanırken psikolojik kaygılarla ya da sosyolojik bir analizle (örneğin 4,99 TL yazan bir etikette fiyat sanki 5 TL değil de 4 TL'ye daha yakınmış gibi bir algı oluşturularak) hareket edilmesi ve bunun gözümüze sokularak sanki aptalmışız gibi davranılması da hiç umurumda değil!

Siz nasıl davranırsınız bilemem, ancak ben herhangi bir markette her "4,99 TL" ya da "9,99 TL" gibi bir fiyat etiketi gördüğümde kasada bu kavgayı vereceğim!.. Ama hepimiz bu 1 kuruşların peşine düşersek marketlerin yetkililerine, sahiplerine ve politika belirleyicilerine de bu durumlar yansıtılacağı için kaçınılmaz olarak onlar da bu saçma davranışlarını değiştirmek zorunda kalacaktır. O yüzden lütfen siz de bu marketlere 1 KURUŞLARINIZI KAPTIRMAYIN!

NOT: Yanlış anlaşılmak istemem; sorunum kesinlikle kasiyerlerle ya da orada çalışan kişilerle değil. Onlar orada maaşla çalışan emekçiler ve o marketin kurallarına / politikalarına göre hareket etmek zorundalar. Benim kavgamsa bu fiyat etiketlerini belirleyen market yetkililerinin / sahiplerinin bu saçma sapan ve yanlış politikalarıyla... Ancak ne yazık ki; kasada para öderken zorunlu olarak kasiyer arkadaşlarımızla muhatap olmak ve bu durumları onlara iletmek zorunda kaldığımız için onlarla da bu konuşmaları yapmamız gerekebiliyor. Her ne kadar ben kasada işi çok uzatmayıp hemen mağaza / market müdürünü ya da sorumlusunu çağırmalarını istiyorsam da, onlarla yaptığımız konuşmalarda da bazen kırgınlıklar yaşanabilmesi kaçınılmaz oluyor. Bazen üzdüğümü düşündüğüm bir kasiyer arkadaşımın gönlünü almak için ertesi gün bir çikolata ya da tatlı alıp markete tekrar gidiyor ve o kasiyer arkadaşıma hediye ediyorum. Bir önceki gün 1 kuruş için kavga çıkaran bir insanın böyle davranmasına anlam veremiyorlar tabii. :)) Ama dediğim gibi: Mesele başka!..

 

(12 Kasım 2022)
gitarisyen
(M. Feridun Gülsan)

 

 

Site Tasarımı: gitarisyen © 2011