|
Bazen büyük marketlere gittiğimde bir ürün beğeniyorum
ya da o ürünü almam gerektiği için alıyorum. Ürünün
fiyat etiketinde 4,99 TL yazıyor. Ürünü alıyor ve kasaya
gidiyorum. Kasiyer ürünü okutuyor; okuttuğu ürün kasa
bilgisayarında 4,99 TL olarak gözüküyor. Ben de nakit 5
TL veriyorum kasiyere. Kasiyer parayı alıp üzerinde 4,99
TL yazan fişimi veriyor ve işimin bittiğini düşünüyor.
Ancak sonra kasiyer benim hâlâ beklediğimi görünce
aramızda aşağı yukarı şöyle bir konuşma geçiyor:
- Beyefendi, işleminiz tamam.
- Hayır, tamam değil. Ben para üstü olan 1 kuruşumu
vermenizi bekliyorum.
- Beyefendi, 1 kuruşumuz yok.
- Öyleyse neden ürünün etiketine 4,99 TL yazıyorsunuz? O
1 kuruş para üstünü veremeyeceksiniz oraya 4,99 TL
yazmayacaksınız.
- Beyefendi, size 25 kuruş vereyim o zaman para üstü
olarak.
- Hayır, ben sadaka istemiyorum, bu ürünü 25 kuruş daha
ucuza almak da istemiyorum. Ben sadece hakkım olan 1
kuruşu istiyorum. Ürünün fiyatı 4,99 TL, ben size 5 TL
verdim ve hâliyle para üstü olan 1 kuruşumu vermenizi
bekliyorum.
Tabii konuşma bu minval üzere uzadıkça marketin müdürü
ya da sorumlusunu çağırıyorlar. Aynı konuşmalar onunla
da yapılıyor. Bana 25 ya da 50 kuruş vermek istiyorlar
para üstü olarak. Ancak meselenin bu olmadığını, o ürüne
10 katı para da verebileceğimi, fakat sadece 4,99 TL
yazdıkları bir ürünün fiyatını 4,99 TL olarak almaları
gerektiğini, bunun için de para üstü olarak 1 kuruş
vermek zorunda olduklarını anlatmaya çalışıyorum. Bazen
müdür ya da market sorumlusu:
- Beyefendi, 1 kuruş piyasada bulunmuyor. Siz neden
bahsediyorsunuz? tarzında bir şeyler söyleyince ben de:
- O hâlde o ürünün fiyat etiketine 4,99 TL şeklinde
kuruşlu ifade yazmayacaksınız. Madem 1 kuruş piyasada
bulunmuyor, müşterilerinize para üstü vereceğinizi
öngörerek hareket etmeniz ve oraya 4,99 TL yazmamanız
gerekirdi, diyorum.
Netice olarak bu iş uzayıp gidiyor; hepimiz
sinirleniyoruz. Ben ya ürünü bırakıyorum ya da fiyatı
4,99 TL olan şeyi 5 TL'ye almış olarak çıkıyorum
marketten. Tabii arkamdan "Ne kadar sıkıntılı adam!"
tarzında şeyler söylüyorlardır.
Şimdi bana "takıntılı", "sıkıntılı" gibi sıfatlar
yakıştırıp bunu büyüttüğümü söyleyebilirsiniz. Ama ben
şöyle düşünüyorum: Bir ürünün fiyatı neyse market o
fiyatı almalı, 1 kuruş bile fazlasını değil. Ben
Polonya'ya gittiğimde hangi markete gidersem gideyim
kasiyere nakit para verdiğimde para üstünü kuruşu
kuruşuna veriyorlardı. Örneğin (Polonya'nın para birimi
zloti ve bunun yüzde biri olan kroşe olup) ürünün fiyatı
4 Zloti 87 Kroşe tutmuşsa 5 zloti verdiğim zaman para
üstü olarak 13 kroşeyi elime veriyorlardı. Ve bunun
istisnasını oradaki marketlerin hiçbirinde görmedim.
Para üstümü kuruşu kuruşuna hep aldım.
Tamam, şimdi çoğunlukla kredi kartı kullanıldığı için bu
1 ya da 2 kuruşlar önem ifade etmiyor ya da sıkıntı
çıkarmıyor olabilir; zira kredi kartından ödendiği için
ürünün fiyatı tamı tamına kredi kartına yansıyor ve biz
de kredi kartını bankaya öderken kuruşu kuruşuna
ödüyoruz. Ama bir de şöyle bakın: O markete her gün
akşama kadar benim gibi 100 müşteri gelse ve hepsinin 1
kuruş para üstü verilmese bu toplamda 100 kuruş, yani 1
TL yapar. Üstelik hepsinin para üstü 1 kuruş da değil,
bazen (örneğin ürünün fiyatı 4,96 TL veya 4,97 TL olarak
yazılmışsa) 3 ya da 4 kuruş para üstü de kalıyor. Evet,
bazen bu durumda (yani kasiyere nakit para verdiğimizde)
para üstü olarak kasiyerlerin bize normalde vermeleri
gereken para üstünden daha fazla para üstü verdiğini de
biliyor ve görüyorum. (Örneğin ürün 4,97 TL tutmuşsa ve
kasiyere 5 TL para uzatılmışsa, kasiyer para üstü olarak
-eğer varsa- 5 veya hatta 10 kuruş para üstü bile
verebiliyor.) Ancak böyle durumlarda bunun acısının çoğu
markette kasiyerin maaşından çıkartıldığını da
biliyorum. Ancak dediğim gibi mesele bu değil.
Mesele şu:
Eğer size nakit para veren müşterinize 1 veya 2 kuruş
para üstü veremeyecekseniz, o ürünün fiyat etiketine
4,99 TL, 4,97 TL, 29,99 TL gibi rakamlar
yazmayacaksınız!
Yine eğer yukarıda verdiğim Polonya örneğinden yola
çıkarak bazı market sorumlularının ya da kasiyerlerin
söylediği gibi "Bizim paramız o kadar değerli
olmadığından -yani 1 kuruşun değeri olmadığından- o para
piyasada bulunmuyor ve biz de size para üstü
veremiyoruz!" diyecekseniz, içinde yaşadığınız toplumun
para birimi değerine ve ekonomik koşullarına göre
hareket edecek ve bu durumda müşterinize 1 kuruş para
üstünü veremeyecekseniz yine o ürünün fiyat etiketine
4,99 TL, 4,97 TL, 29,99 TL gibi rakamlar
yazmayacaksınız!
Takıntılı mıyım? Evet, belki... Ama ben sadece hakkım
olan para üstünü, yani 1 kuruşumu istiyorum! Üstelik
mesele sadece o 1 kuruşun benim hakkım olması da değil;
marketlerin bu şekilde HAKSIZLIK YAPMASI, 1 kuruş bile
olsa haksız kazanç sağlaması... Ve bu sadece benim için
değil, hepimiz için geçerli...
Bu ürün fiyatları belirlenir ve etiketleri hazırlanırken
psikolojik kaygılarla ya da sosyolojik bir analizle
(örneğin 4,99 TL yazan bir etikette fiyat sanki 5 TL
değil de 4 TL'ye daha yakınmış gibi bir algı
oluşturularak) hareket edilmesi ve bunun gözümüze
sokularak sanki aptalmışız gibi davranılması da hiç
umurumda değil!
Siz nasıl davranırsınız bilemem, ancak ben herhangi bir
markette her "4,99 TL" ya da "9,99 TL" gibi bir fiyat
etiketi gördüğümde kasada bu kavgayı vereceğim!.. Ama
hepimiz bu 1 kuruşların peşine düşersek marketlerin
yetkililerine, sahiplerine ve politika belirleyicilerine
de bu durumlar yansıtılacağı için kaçınılmaz olarak
onlar da bu saçma davranışlarını değiştirmek zorunda
kalacaktır. O yüzden lütfen siz de bu marketlere 1
KURUŞLARINIZI KAPTIRMAYIN!
NOT: Yanlış anlaşılmak istemem; sorunum
kesinlikle kasiyerlerle ya da orada çalışan kişilerle
değil. Onlar orada maaşla çalışan emekçiler ve o
marketin kurallarına / politikalarına göre hareket etmek
zorundalar. Benim kavgamsa bu fiyat etiketlerini
belirleyen market yetkililerinin / sahiplerinin bu saçma
sapan ve yanlış politikalarıyla... Ancak ne yazık ki;
kasada para öderken zorunlu olarak kasiyer
arkadaşlarımızla muhatap olmak ve bu durumları onlara
iletmek zorunda kaldığımız için onlarla da bu
konuşmaları yapmamız gerekebiliyor. Her ne kadar ben
kasada işi çok uzatmayıp hemen mağaza / market müdürünü
ya da sorumlusunu çağırmalarını istiyorsam da, onlarla
yaptığımız konuşmalarda da bazen kırgınlıklar
yaşanabilmesi kaçınılmaz oluyor. Bazen üzdüğümü
düşündüğüm bir kasiyer arkadaşımın gönlünü almak için
ertesi gün bir çikolata ya da tatlı alıp markete tekrar
gidiyor ve o kasiyer arkadaşıma hediye ediyorum. Bir
önceki gün 1 kuruş için kavga çıkaran bir insanın böyle
davranmasına anlam veremiyorlar tabii. :)) Ama dediğim
gibi: Mesele başka!.. |