|
Filmin çevirisini yaparken hiçbir şekilde kandan,
vahşetten, açık açık ve gözümüzün içine soka soka
yapılan kesme - biçme - doğrama - koparma işlemlerinden
rahatsız olmadım. Ölmüş ve çürümüş etlere karışan
kurtlardan, solucanlardan böceklerden de rahatsız
olmadım. Ama... Ama o başrol erkek oyuncunun gözlerinden
çok korktum. Nasıl bir bakıştır o öyle yahu?.. (Hatta
çeviri yaparken durdurduğum sahnelerde o adamın gözleri
varsa, ileriye sarıp kesilmiş - biçilmiş et ve kan
görüntülerinden oluşan sahnelere geçtim.) Ne var ki;
filmin yarısı ADAMIN KAMERANIN İÇİNE BAKIŞLARIYLA, diğer
yarısı da kan ve etle geçiyor... :)))
Her zaman dediğim gibi: "Ne kadar parçalanmış, feci
şekilde çürümüş ya da bozulmuş olursa olsun, ölülerden
hiçbir zaman korkmadım. Ama canlılardan (özellikle
insanlardan) hep korkmuşumdur." :)))
|