|
Bu soruya cevap vermeden önce müzikte hız ve
gürlük terimlerinin ne anlama geldiğini kısaca
gözden geçirmek faydalı olacaktır:
Müzikte hız, bir parçanın hangi sürede çalınıp
söyleneceğini belirtir ve bir eserin hangi hızda
çalınacağını da İtalyancadan gelmiş bazı terimlerle
ifade ederiz. Birkaç örnek vermek gerekirse lento
bir parçanın ağır bir hızda, moderato orta hızda,
allegro çabuk bir hızda çalınacağını ifade eder.
Müzikte gürlük ise, sesin hafif veya kuvvetli
oluşunu ifade eder. Kısaca gürlük için “müzikte sesin
şiddetidir” denebilir.
Bir parçanın hızı ve gürlüğü o parçanın şeklini, özünü
ve ruhunu oluşturur, kendine has bir tarz kazanmasına
yardımcı olur. Parçaları ezgilerinin yanında farklı hız
ve gürlükleriyle de tanır ve severiz.
İşte farklı farklı çıkış yerleri, çıkış amaçları,
söyleniş ve besteleniş amaçları olması bakımından şarkı,
türkü ve marşlar da farklı hız ve gürlükte çalınıp
söylenirler. Örneğin marşlar, genel olarak bir ulusun
kimliğini bulmasına, milli duygularını coşturmasına
yönelik eserlerdir. Bu eserler çoğu zaman kahramanlık,
yiğitlik, cesurluk temalarını işlediğinden kitleleri
coşturacak bir hızda ve gürlükte söylenmesi amacına
uygun düşecektir. İşte bu yüzden marşlara baktığımız
zaman genellikle tempolu bir hızda bestelenip
söylendiğini ve yine gür bir şekilde çalınıp
söylendiğini görürüz. Örneğin “Dağ Başını Duman
Almış”, “Gençlik Marşı”, “Onuncu Yıl
Marşı” v.b. gibi marşlar bu tarz marşlara çok güzel
bir örnek oluşturur.
Yine türküler ise, bir milletin kendi sanatçıları
tarafından ortaya çıkarılmış, uzun yıllardan beri halkın
ağzına ve kültürüne yerleşmiş, besteleyenin kim
olduğunun bilinmediği eserlerdir. Ve genellikle her
türkünün bir öyküsü vardır. Türkülerin de kahramanlık,
sevda, ölüm v.b. gibi olaylar üzerine yazıldığı için
çeşitli türleri vardır ve bunlar da yine farklı hız ve
gürlüklerle söylenirler. Örneğin sevda, ayrılık, aşk ve
ölümü anlatan türküler genellikle ağır bır hızda ve
hafif şiddette çalınıp söylenirken, kahramanlık, destan
v.b. gibi kavramları işleyen türkülerde hızlı ve
şiddetli, coşturucu bir hava hakimdir. Türkülerin farklı
hız ve gürlükte söylenmesi yukarıda belirttiğimiz üzere
konularından dolayı olabileceği gibi türkünün çıkış
yöresiyle ilgili de olabilir. Farklı yörelerdeki
toplumların yaşayış, görenek, alışkanlık, örf ve
adetleri, olaylara bakış açıları da türkülerin hızını ve
gürlüğünü etkileyecek önemli bir etkendir. İlköğretimden
bildiğimiz türkülere birkaç örnek vermek gerekirse
“Gelin Ayşe”yi, “Süt İçtim Dilim Yandı”yı ve
“Mor Koyun”u gösterebiliriz.
Şarkılar da türkülere benzer. Şarkılar değişik insanlar
tarafından her türlü konuda bestelenebilir. Türkülerden
farkı ise şarkıları kimin bestelediğini bilebilmemizdir.
Yine şarkılarda akla gelebilecek aşk, sevgi, ayrılık,
ölüm, heyecan, eğitim vb. konulu hemen her değişik
konuda besteler üretilebileceği için neredeyse her
şarkının farklı bir hız ve gürlüğü vardır demek doğru
olur… Parçanın besteleniş amacına ve duyurulması istenen
heyecana bağlı olarak bu hız ve gürlük şarkıda etkili
olur. “Küçük Asker”, “Öğretmenim” gibi ilk
öğretimde öğrendiğimiz şarkılar ilk öğrendiğimiz
şarkılara örnek teşkil eder.
Buraya kadar yazdıklarımızı toplayıp özetlemek gerekirse
şunları söyleyebiliriz:
Hız ve gürlük konusunun şarkılar, türküler ve marşlar
bakımından kendi aralarında ayrılmasının yukarıda
saydığımız nedenlerinin yanında; her bestelenmiş
eserdeki konu, anlatılmak istenen değer, eserin vermek
istediği duygu ve heyecan gibi özellikler de her
parçanın hangi hızda ve hangi şiddette söyleneceğine
etki eder. |