THE JAPANESE WIFE (2010) - Film İncelemesi

gitarisyen

Aşk şarkıları söylemeyi bıraktığımız gün her şeyimizi yitirdik biz. İşte o yüzden durmadan aşk şarkıları söylüyorum.

 

Ne ölümler yaşatırım

İçimde ben

Hiçbiri kalmaz kendime

Bir karlı bahar açar

Gözlerimde yankısız

Kendimi öldürmekten

Yenik düşerim kendime...

Bu sitenin içeriğinden tam olarak faydalanabilmek için sisteminizde

 

JAVA ve FLASH PLAYER

 

yüklü olmalıdır.

THE JAPANESE WIFE (2010) - Film İncelemesi

 
Orijinal / Türkçe Adı: The Japanese Wife  
Ülkesi: Hindistan  
Yapım Yılı: 2010  
Türü: Dram  
Yönetmen: Aparna Sen  
Oyuncular: Rahul Bose, Chigusa Takaku, Raima Sen  

 

NOT: Aşağıda okuyacağınız yazı, tarafımdan 08 Aralık 2010 tarihinde yazılmış olup, aynı tarihte bazı değişikliklerle www.turkcealtyazi.org sitesinde yayınlanmıştır.

 

FİLMİN KONUSU:

 

Hintli bir matematik öğretmeni olan Snehamoy ile Japonya'da yaşayan Miyage'nin mektup arkadaşlığıyla başlayan ilişkileri aşka dönüşür ve birbirlerine mektupla düğün hediyeleri göndererek evlenirler. Snehamoy'un fakirliği, Miyage'ninse hasta annesine bakmak zorunda olmasından dolayı 15 yıl boyunca evli olmalarına rağmen birbirlerini ziyaret edemezler. Snehamoy'un başlarda köyde alay konusu olan evliliği ve bu aşk, zaman geçtikçe saygı görmeye başlamış ve hatta Snehamoy'u büyütüp yetiştiren ve her zaman Snehamoy'un gerçek bir evlilik yapmasını isteyen teyzesinin bile takdirini kazanmıştır. Kocasının ölümü üzerine dokuz yaşındaki oğluyla Snehamoy'ların evine yerleşen ve bir zamanlar teyzesinin Snehamoy'la evlendirmek istediği genç bir dul olan Sandhya ise, Snehamoy'u hiçbir zaman açıklayamadığı ümitsiz bir aşkla sevmektedir. Snehamoy ve Miyage, birbirlerini görebilecekler midir? Yoksa aşkları sadece mektuplara döktükleri kelimelerin gücüyle mi sınırlı kalacaktır?



FİLM HAKKINDAKİ YORUMLARIM:
 

Yıllar önce izlediğim "Avare", 2005 tarihli "Black" ve 2010 tarihli "Udaan" filmlerinden sonra "The Japanese Wife" ile yine sıcacık bir Hint filmi izlemiş olmanın zevkini yaşıyorum. Konu, alışılmışın dışında bir şeyler vaad ediyor ve filmin senaryosu bu vaadi yerine getirmeyi başarıyor. Üstelik -yan rollerdeki birkaç oyunculuk sırıtsa da- filmin ana karakterlerini oluşturan oyuncuların oyunculuğu mükemmele yakın. Hindistan sineması bu açılardan, giderek artan bir şekilde ilgimi çekmeye devam ediyor. Hintli bir matematik öğretmeni olan Snehamoy rolünde Rahul Bose, onun Japon karısı Miyage rolünde Chigusa Takaku, Hintli dul bir kadın olan Sandhya rolünde Raima Sen, bu dul kadının oğlu Paltu'yu canlandıran Sagnik Chowdhury ve Snehamoy'un teyzesi rolünde Moushumi Chatterjee oldukça başarılılar. Senaryodaki rollerinin yanısıra yönetmen Aparna Sen'in vermek istediği "toplum içindeki yalnızlık / utangaçlık / siliklik" kavramını hareketleri ve yüz ifadeleriyle çok güzel vermişler.
 

Konu kısaca "birbirlerinden kilometrelerce uzakta bulunan ve birbirlerini hiç görmeyen iki kişinin mektuplara yansıyan aşkı ve evliliği ile birbirleri için uzaktan yaptıkları fedakârlıkların değeri" olarak özetlenebilir. Elbette bu aşk -ve evlilik- özellikle Hindistan'ın küçük bir yerleşim biriminde kolay kabul görmeyecektir. Film bu bağlamda, "Aşk için ne kadar uzağa gidilebilir?" sorusunun yanıtını arıyor. Bu soru sadece fiziksel mesafeler açısından değil, "yüreğinizi de ne kadar uzağa götürebildiğiniz" anlamında değerlendirilebilir. Benim düşüncem; filmin sadece konusuyla bile izlenmeyi hak ettiği yönünde.
 

Filmde hem eserin içine yedirilmiş olarak hem de arka planda Hint kültürünü de tanıma fırsatını buluyoruz. Örneğin yabancıların "The Sacred Thread Ceremony" dediği "Kutsal İplik Töreni", Ayurveda, Uçurtma Festivalleri, Hint Tıbbı, Hindistan yemek kültürü gibi birçok olguya filmde rastlamak mümkün. Ancak bunun yanı sıra filme yöneltilecek bir eleştiri var: Biri Hindistan'da, biri Japonya'da yaşayan iki kişinin aşkını anlatan bu film, genel olarak tek taraflı bir bakış açısıyla çekilmiş ve yalnızca Hindistan penceresinden olaylar aktarılmış. Oysa eser, Japon bakış açısını da yansıtması, Japon kültürünü de tanıtabilmesi açısından muhteşem bir fırsat sunabilirdi. Belki de, bir filmin kısıtlı süresi içerisine bunca şeyi sığdırmanın zorluğundan ve konunun dağıtılmak istenmemesinden dolayı bundan bilinçli olarak kaçıldı.
 

Filmin Kunal Basu ile birlikte senaryosunu da yazan yönetmen Aparna Sen'in yanısıra, mekân ve görüntüler açısından görüntü yönetmeni Anay Goswami'yi de kutlamak gerekli sanırım. Yine film boyunca Japon esintileri taşıyan ve atmosferi oldukça güzel yansıtan ezgilerinden dolayı filmin müziklerini yapan Sagar Desai'yi de unutmamak gerek.
 

Filmin beni çeken yönlerinden birini de söylemeden geçemeyeceğim: Benim yaşımdaki çoğu insanın gençlik yıllarında olduğu gibi benim de karşı cinsten mektup arkadaşlarım olmuştu. Bunlardan bazılarıyla yıllarca yazıştık. Hatta -ismini bile hatırlıyorum- Pia Kuveia adında Finlandiyalı bir mektup arkadaşım bile vardı. Şimdi nerelerdedir, ne yapıyorlardır bilmiyorum. Filmi izlerken geçmişime ve geçmişimde mektuplarla yaşadığım güzelliklere duyduğum özlem de yüreğime ince bir sızının yayılmasına neden oldu.
 

Sonuç olarak savaşlarla, kavgalarla, maddi değerlerle ve teknolojik sanal gel-geç aşklarla kuşatıldığımız ve -belki de bilinçli olarak- gerçek aşkın unutturulduğu şu dönemde; aşk adına, aşkla yapılmış, insan sıcağıyla dolu, izlerken düşündürecek, duygulandıracak, yitirdiğimiz değerleri yeniden hatırlamamızı sağlayacak ve belki de ağlatacak bir film izlemek isteyenler için "The Japanese Wife" önerebileceğim bir film. Elbette hep dediğim gibi bunlar benim şahsi yorumlarım. Belki izlerken benim gibi düşünmeyeceksiniz, benim kadar zevk almayacaksınız. Ama inanın bana; başka bir pencereden izleseniz bile, bu filmde mutlaka sizi etkileyecek başka bir şeyler bulacaksınız.



FİLMİ İZLEYECEKLER İÇİN, FİLMDE GEÇEN TERİMLER KILAVUZU:

Mashi: (Hintçe) Teyze
Kaku: (Hintçe) Amca
Sari: Hint kadınlarına özgü giysi ve bu giysinin yapıldığı kumaş.
Malarya: Dişi anofel cinsi sivrisineklerde bulunan parazitlerin, insanları ısırmasıyla meydana gelen, nöbetler halinde ateş ve titremeye neden olan, yaygın bir hastalık, sıtma.
Shankha: Genellikle bilezik gibi süs eşyaları yapmakta ya da dini ritüellerde kullanılan bir tür deniz kabuklusu.
Vermilyon Tozu: Hintli kadınlar arasında evliliğin simgesi olan ve saçın bir bölümüne sürülen parlak kırmızı renkte bir toz.
Champac: Manolyagiller familyasından bir çiçek türü.
Ayurveda: Her kişinin "kendi özel yapısına" göre, sağlıklı ve uzun bir ömür için, yaşam tarzını düzenlemesi.
Kutsal İplik Töreni (The Sacred Thread Ceremony): Hindistan'da bir erkeğin yaşamı boyunca üç kez yapılan, çocukluk aşamasından çıkmayı simgeleyen, her yerden akrabaların çağrıldığı kutsal tören.
 


FİLMİ PUANLAMA ÖLÇÜTLERİM:

Konu (ilgi çekiciliği, anlamı, orijinalliği) (1 tam puan üzerinden): 1 puan
Senaryo ve konunun senaryoya yedirilişi (1 tam puan üzerinden): 1 puan
Konunun anlatmak istediğini film içinde verebilmesi (1 tam puan üzerinden): 1 puan
Oyunculuk (senaryoyu yansıtabilmek, ifadeler, mimikler, doğallık) (1 tam puan üzerinden): 1 puan
Yönetmen (senaryoyu ve konuyu filme yansıtması, kendinden bir şeyler katması, ifade kabiliyeti v.s.) (1 tam puan üzerinden): 1 puan
Görüntü, mekânlar, mekân kullanımı, yer seçimleri (1 tam puan üzerinden): 1 puan
Kamera (Kamera açıları, uzak-yakın çekimler, kamera hareketleri v.s.) (1 tam puan üzerinden): 1 puan
Müzik, müziğin filme uyumu, atmosferi yansıtması v.s. (1 tam puan üzerinden): 1 puan
Kurgulama ve genel bütünsel estetik (1 tam puan üzerinden): 1 puan
Kişisel beğeni/kanaat puanım (1 tam puan üzerinden): 1 puan
_____________________________________

Toplam: 10 puan

 

(08 Aralık 2010)

 

gitarisyen

(M. Feridun GÜLSAN)

 

"SİNEMA YAZILARIM" Sayfasına Geri Dön

 

 

Tasarlayan: gitarisyen

 Bu site en iyi Internet Explorer ile 1024 X 768 çözünürlükte görüntülenir. © 2011