237 NO'LU ODA / ROOM 237 (2012) - Film İncelemesi

gitarisyen

Aşk şarkıları söylemeyi bıraktığımız gün her şeyimizi yitirdik biz. İşte o yüzden durmadan aşk şarkıları söylüyorum.

 

Ne ölümler yaşatırım

İçimde ben

Hiçbiri kalmaz kendime

Bir karlı bahar açar

Gözlerimde yankısız

Kendimi öldürmekten

Yenik düşerim kendime...

Bu sitenin içeriğinden tam olarak faydalanabilmek için sisteminizde

 

JAVA ve FLASH PLAYER

 

yüklü olmalıdır.

 

237 NO'LU ODA / ROOM 237 (2012) - Film İncelemesi

 
Orijinal / Türkçe Adı:  Room 237 / 237 No'lu Oda
Ülkesi:  A.B.D.
Yapım Yılı:  2012
Türü:  Belgesel
Yönetmen:  Rodney Ascher
Oyuncular:  Bill Blakemore, Juli Kearns, Jay Weidner.

 

Room 237. Türkçe adıyla 237 No'lu Oda. Rodney Ascher'in yönetmenliğini yaptığı ve Bill Blakemore, Geoffrey Cocks, Juli Kearns, Jay Weidner gibi sinema sanatına gönül vermiş bir kısım kişilerin / yorumcuların / sinefillerin Stanley Kubrick'in 1980 yılı yapımı "The Shining" (Cinnet) filmindeki gizli anlamları, sembolleri, şifreleri kendi üsluplarınca ortaya çıkardıkları, yorumladıkları, bunlar üzerine teoriler geliştirdikleri ve deneysel yollara başvurdukları 2012 yılı yapımı bir belgesel film.

 

Room 237 (237 No'lu Oda) temelde "The Shining" / Cinnet (1980) filmindeki gizli anlamları, şifre ve sembolleri çözme sürecine yoğunlaşmasına rağmen, bir noktadan sonra Stanley Kubrick güzellemesine de dönüşüyor. Bu itibarla ve belgeselde bahsedilen çoğu şeyi daha doğru anlamlandırabilmek için bu belgeselin yanı sıra sadece "The Shining" / Cinnet (1980) filmine değil, Stanley Kubrick'in hayatına, kariyerine ve diğer filmlerine de bir göz atmak gerekiyor. Yoksa izleyici açısından belgeseldeki bazı kısımların havada kalma tehlikesi var. Bu şekilde hem IQ seviyesi 200'ün üzerinde olduğu söylenen Stanley Kubrick'in "The Shining" / Cinnet (1980) filmini çekerken yorumcuların bahsettiği argümanları bilinçli ve sistematik bir şekilde filmin içine yedirebilme yeteneğine sahip olduğunu kendi gözlerinizle görme, hem de Stanley Kubrick'in diğer filmleriyle hayatını ve kariyerindeki gizli noktaları karşılaştırarak belgeselden aldığınız zevki artırma imkânı buluyorsunuz. Örneğin "The Shining" / Cinnet (1980) filminde Jack Nicholson'ın canlandırdığı Jack Torrance karakterinin yüz ifadesinde giderek artan bir şekilde gördüğümüz -boğa bakışlı- yüz ifadesinin Stanley Kubrick'in A Clockwork Orange / Otomatik Portakal (1971) ve Full Metal Jacket (1987) filmlerinde de aynı şekilde kullanılması, bir yere doğru ya da bir yerden geriye yapılan yolculuklar, Eyes Wide Shut / Gözü Tamamen Kapalı (1999) filminde olduğu gibi hem maddesel hem içsel arayış ve yolculuklar, müzikler ve temalar bizlere Stanley Kubrick ve onun film yapma biçimi hakkında önemli ipuçları ve bilgiler veriyor. Belgeselin alt yapısı da bununla beslendiği için bu bilgiler Room 237 (237 No'lu Oda) belgeseline daha bilinçli bir şekilde konsantre olmamızı ve "The Shining" / Cinnet (1980) filminin analizini daha doğru bir düzlemde ele almamızı sağlıyor. Bunun sonucunda da (yani Stanley Kubrick ve filmleri hakkında bilgi edindikten sonra) bu belgesel filmde bahsedilen ve "The Shining" / Cinnet (1980) filmi üzerinden ele alınan semboller, şifreler, gizli anlamlar, göndermeler daha anlamlı bir hale gelmeye başlıyor.

 

 

Aslında yukarıda da değindiğim gibi Room 237 (237 No'lu Oda) belgeselinin ana amacı (bana göre) "The Shining" / Cinnet (1980) filmi üzerinden Stanley Kubrick'in diğer filmlerini ve hayatındaki gizli anlamları, sırları yorumlamak. Ancak bütün bu sırlar, şifreler, semboller, göndermeler ve anlamlar "The Shining" / Cinnet (1980) filminde öyle yoğun kullanılmış ki; belgesel boyunca bütün yorumcular "The Shining" / Cinnet (1980) filmini her yönüyle irdeliyor ve bazı yerlerde öyle şeyler söyleyip öyle şeyler gösteriyorlar ki; hayret etmemek ve hayran kalmamak mümkün değil. Bu yönüyle "The Shining" / Cinnet (1980) filmi; sanki Stanley Kubrick'in bütün hayatını, ipuçlarını, sırlarını, söylemek istediklerini (hatta bazı yerlerde kızgınlığını, öfkesini ve duygularını) emanet ettiği, bir araya getirdiği ve ileride birilerinin bunu çözmesini beklediği bir film gibi.

 

Room 237 (237 No'lu Oda) belgeselini ilk kez izledikten ve biraz araştırma yaptıktan sonra belgeseldeki yorumculardan birisi ve aynı zamanda bir film yapımcısı olan Jay Weidner'ın 2011 yılı yapımı "Kubrick's Odyssey: Secrets Hidden in the Films of Stanley Kubrick; Part One: Kubrick and Apollo - A Speculative Study" (Kubrick'in Entelektüel Yolculuğu / Arayışı: Stanley Kubrick'in Filmlerinin İçine Saklanmış Sırlar / Gizemler; Birinci Bölüm: Kubrick ve Apollo - Kuramsal / Nazari / Spekülatif Bir Çalışma) adlı belgesel filmini de izledim. Orada başlangıçta şöyle diyordu: "Stanley Kubrick'in filmlerinin içine saklanmış gizli bir hikâye var. Bu sırlardan biri öyle büyük, öyle önemli bir sırdı ki; Stanley onu nasıl anlattığına dikkat etmek zorundaydı." Ve Jay Weidner o belgeselde Stanley Kubrick'in 1969 yılında Amerikalılar tarafından Ay'a gönderilen (gönderildiği söylenen) Apollo 11 ve Ay yolculuğu ile ilgisini, bu yolculuğun sahte olup olmadığını sorguluyor, bu arada "The Shining" / Cinnet (1980) filminden görüntülere de bolca yer veriyordu. Bu belgeselden sonra Room 237 (237 No'lu Oda) belgeselini izlemenin daha da ilginç bir hal aldığını söylemem gerek.

 

 

Bu ayrıntılı girişten sonra Room 237 (237 No'lu Oda) belgeseline, konusuna ve yorumcuların sözlerine değinecek olursam şunları söylemem mümkün: Room 237 (237 No'lu Oda) belgeselinin konusu -yukarıda da değindiğim gibi- Stanley Kubrick'in 1980 yılında Stephen King'in "The Shining" romanından uyarlamış olduğu filmde var olduğuna inanılan bazı alt metinleri, anlamları, sembolleri, şifreleri, göndermeleri ve temaları bir grup sinefil / yorumcunun bakış açısıyla bizlere anlatmasından oluşuyor. Bu yorumlar bazen sıkıcı ve gerçeklikten uzak ya da zorlama bir hal alsa da, bazen çıkarılan anlamlara, çözümlemelere ve bunların ispat edilmesine hayretler içinde bakakalıyor ve nasıl bir dehanın bütün bunları başarmış olabileceğini düşünmeden edemiyorsunuz. Örneğin "The Shining" / Cinnet (1980) filminin tersten ve düzden aynı anda oynatıldığı zaman üst üste binen görüntülerdeki anlam katmanlarının varlığı sizleri şaşkınlıktan şaşkınlığa sürüklerken; bazı sahnelerde (devamlılık hatası olarak nitelenemeyecek şekilde) önce var olan nesnelerin sonradan kaybolması ya da yer değiştirmesi, halıdaki desenlerin birdenbire şekil değiştirmesi veya tersine dönmesi, kesinlikle bir pencerenin bulunmaması gereken bir odada pencere bulunmaması ve bunun gibi birçok unsur da sizi bir "Acaba mı?" sorusuyla başbaşa bırakıp derin düşüncelere dalmanıza sebep oluyor. Yine bazı yerlerde efsanelerin, rüyaların ve labirentlerin "The Shining" / Cinnet (1980) filmiyle ilişkisi de, üzerinde düşünülmesi gereken ve bazı bölümlerde bulmaca çözdürmeye zorlayan cinsten. Özellikle Stanley Kubrick'in "The Shining" / Cinnet (1980) filmiyle 1969 yılında Apollo 11'in Ay'a iniş görüntülerini tasarladığı, bu görevin kendisine A.B.D. hükümeti tarafından verildiği ve bunları karısından bile saklamak zorunda kaldığını anlattığına dair teori ve yorumlar oldukça ilgi çekici ve kafalarda bazı şüpheler uyandırmıyor değil. Belgeselde de bu argüman olabildiğince gerçeğe yakın bir şekilde görüntülerle ispatlanmaya çalışılıyor.

 

Belgeseldeki her yorumcu teorisini "The Shining" / Cinnet (1980) filmindeki görüntülerle, geçişlerle, sahnelerle, oyuncuların yüz ifadeleriyle ispatlamaya çalışıyor ve bunu çoğu yerde inandırıcı bir şekilde yapıyorlar. Ancak bazı teoriler oldukça ilginçken ve insanın kendisinden şüphe etmesine sebep olurken bazı teoriler de olabildiğince zorlama duruyor. Örneğin "The Shining" / Cinnet (1980) filminin başlangıcındaki jenerik bölümünde "Yönetmen: Stanley Kubrick" yazısı görüntüden çıkar çıkmaz bir karede bulutların Stanley Kubrick şekli oluşturduğuna dair ifade bana oldukça zorlama geldi.

 

 

Bunların dışında Room 237 (237 No'lu Oda) belgeselinde "The Shining" / Cinnet (1980) filmine dair daha onlarca teori, analiz, gözlem ve yorum var. Bazılarından gerçekten çok hoşlanıyor ve hayran kalıyorsunuz, bazılarıysa zorlama bir şekilde sanki boşluk doldurmak için oraya konulmuş izlenimi veriyor. Yine de bütün bunlar Room 237 (237 No'lu Oda) belgeselinin olabildiğince ilgi çekici, şaşkınlık uyandırıcı ve düşündürücü bir belgesel olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Belgeseldeki bir yorumcu "Hayatım The Shining'e dönüştü," diyordu. Gerçekten de -kendi açımdan konuşmam gerekirse- bu belgeseli defalarca izledikten sonra benim de hayatım "The Shining"e dönüşmese bile, belgeselde bahsedilen kavramlardan hareketle Stanley Kubrick ve onun "The Shining" / Cinnet (1980) filmine başka bir gözle bakmaya, etrafımdaki çoğu şeyde bir anlam, bir şifre, bir gizem aramaya başladığımı söyleyebilirim.

 

Stanley Kubrick'in bu belgeselde anlatılan çoğu şeyi bilinçli olarak yapabilecek bir dehası olduğu kesin. Ancak bu belgeseldeki yorumcuların anlattığı kadar ileri gitmiş olabilir mi? Ve özellikle; Stanley Kubrick, Stephen King'in romanını filme uyarlarken neden romandan bu kadar uzaklaşmıştı? Stephen King'in yıllarca kendisine kızmasına sebep olacak derecede romandan uzaklaşmasına, bu kadar ileri gitmesine neden olan düşünce neydi? Nasıl bir sırrı vardı? Yoksa gerçekten yorumcuların belgeselde dediği gibi; Stanley Kubrick, Stephen King'in romanını filme alıyormuş gibi yaparken aslında bambaşka şeyler mi anlatmak istiyordu?

 

 

"Yorumcular" demişken; belgeselde yorumcuların yer alma biçimi de acaba bize bir şey mi anlatmak istiyor? Çünkü belgesel boyunca röportaj yapılan yorumcuların hiçbirinin yüzünü göremiyoruz. Sadece ekrandan / perdeden isimleri geçiyor. Bu da değişik bir görsel dil oluşturuyor. Yorumcular yorumlarını yaparken diğer Kubrick filmlerinden ve konuyla ilgili diğer filmlerle kitaplardan, olaylardan görüntüler geliyor karşımıza. Bu yöntemin iyi mi kötü mü olduğunu bilemiyorum. Belki de yönetmen Rodney Ascher, yorumcuların yüzlerini bize göstermeyerek belgesele daha çok konsantre olmamızı, tamamen içine girmemizi istemiştir, kim bilir? Bunun yanı sıra belgeselde -bazılarına sinir bozucu gelebilecek ama benim samimi bulduğum- bir anlatım biçimi de bulunuyor. Örneğin, yorumcular "o an"da konuşuyorlar, tüm samimiyetleriyle konuşuyorlar, heyecanla konuşuyorlar ve bazıları bilgi birikimiyle yorumlarını birlikte yoğurdukları için daha inandırıcı oluyorlar. Mesela birisi yorumunu yaparken ve bize "The Shining" / Cinnet (1980) filminden görüntüler gösterirken birdenbire ağlamaya başlayan çocuğunu susturmaya gidiyor ve sonra gelip kaldığı yerden yorumuna devam ediyor. Yine bir başkası "The Shining" / Cinnet (1980) filmini gözlemlemesine ve bunun, hem filmi hem kendi hayatını değiştirmesine gönderme yaparken kuantum fiziğinden söz ederek "Gözlemleme eylemi, gözlemlenen şeyi değiştirir," ifadesini kullanıyor. Bir başka yorumcunun gazeteci olarak yaptığı röportajlar, bir diğerinin okuduğu kitaplar, bir başkasının muhakeme kabiliyeti belgeselde yorumcuların dikkate değer yönleri olarak ortaya çıkıyor. Bütün bunlarsa belgeselde samimi, bilgili, birikimli ve yaptıkları işi ciddiye alan yorumcuların teorilerini izlediğimizi düşündürüp belgeselin olumlu puanları arasında yer alıyor. Yine de ben -kendi adıma- bazı kısımlarda bazı yorumcuların delilikle dahilik arasında gidip geldiklerini düşünmedim değil.

 

Sonuç olarak; Room 237 (237 No'lu Oda), bildiğim kadarıyla, bir filmi içerdiği gizli anlamlar açısından bütün yönleriyle inceleyen ilk ve tek belgesel olma özelliğine sahip. Bu yönüyle belgesel, izlendikten sonra içinizde "The Shining" / Cinnet (1980) filmini tekrar izlemeniz gerektiğine dair müthiş bir baskı oluştururken, bir yandan da belgeseldeki sinefil / yorumcular sayesinde sinefil kültürünü tanımamızı sağlayarak bir filmi alt metinleriyle birlikte nasıl okumamız gerektiğine dair ipuçları veriyor. Bütün bunların ötesinde Stanley Kubrick'in kendisi, filmleri, sanat anlayışı ve özellikle 1980 tarihli "The Shining" / Cinnet filmi hakkında bilgi sahibi olmak, daha önce düşünmediğiniz (belki de duymadığınız) fikirleri, teorileri, gizli anlamları, şifreleri, sembolleri görmek ve duymak istiyorsanız Room 237 (237 No'lu oda), sizleri güzel bir yolculuğa çıkaracak gibi duruyor.

 

Filme Verdiğim Puan: 10 üzerinden 7.

 

NOT: Yukarıda okuduğunuz yazı, tarafımdan 13 Şubat 2014 tarihinde yazılmış olup, aynı tarihte bazı değişikliklerle www.turkcealtyazi.org sitesinde yayınlanmıştır.

 

(13 Şubat 2014)


gitarisyen

(M. Feridun GÜLSAN)

 

"SİNEMA YAZILARIM" Sayfasına Geri Dön

 

   

 

Tasarlayan: gitarisyen

 Bu site en iyi Internet Explorer ile 1024 X 768 çözünürlükte görüntülenir. © 2011