PRAG'LI ÖĞRENCİ - DER STUDENT VON PRAG (1913) - Film İncelemesi

gitarisyen

Aşk şarkıları söylemeyi bıraktığımız gün her şeyimizi yitirdik biz. İşte o yüzden durmadan aşk şarkıları söylüyorum.

 

Ne ölümler yaşatırım

İçimde ben

Hiçbiri kalmaz kendime

Bir karlı bahar açar

Gözlerimde yankısız

Kendimi öldürmekten

Yenik düşerim kendime...

Bu sitenin içeriğinden tam olarak faydalanabilmek için sisteminizde

 

JAVA ve FLASH PLAYER

 

yüklü olmalıdır.

PRAG'LI ÖĞRENCİ - DER STUDENT VON PRAG (1913) - Film İncelemesi

 
Orijinal / Türkçe Adı: Der Student Von Prag / Prag'lı Öğrenci  
Ülkesi: Almanya  
Yapım Yılı: 1913  
Türü: Dram, Korku  
Yönetmen: Stellan Rye, Paul Wegener  
Oyuncular: Paul Wegener, John Gottowt, Grete Berger  

 

NOT: Aşağıda okuyacağınız yazı, tarafımdan 16 Eylül 2010 tarihinde yazılmış olup, aynı tarihte bazı değişikliklerle www.turkcealtyazi.org sitesinde yayınlanmıştır.

 

Eğer Goethe'nin "Dr. Faust" ve Oscar Wilde'ın "Dorian Gray'in Portresi" adlı eserlerini okuduysanız ve hoşlandıysanız bu filmi de seveceğinizi rahatlıkla söyleyebilirim. Çünkü film, bu ikisinin arasında bir yerde (ya da bir karışımı) ve Edgar Allan Poe'nin o eşine az rastlanır, ürkütücü öykülerine çok benziyor. Zaten film de Edgar Allan Poe'nun bir öyküsünden uyarlanmış ve senaryolaştırılmış. Daha sonra 1926 ve 1935 yıllarında yeni versiyonları çekilmiş olan filmlerin ilki.
 

Eser, Alman Dışavurumcu sinemasının ilk ve güzel örneklerinden biri sayılarak tarih sayfalarındaki yerini almış durumda. Dışavurumculuk akımı, 1900'lü yıllarda bütün dünyada görülmekle birlikte, kendisini tüm sanat dallarıyla Almanya'da göstermiş. Dışavurumculukta normal olanın dışına taşan, bilinç altını dışarı vuran ifade tarzı ve konular bu dönem Alman sinemasında da epey yer bulmuş. Konuya daha çok önem verildiğini bu filmle gördüğüm akımda, gerçek üstü dekorlar, yapay rol yapmalar, ölüm ve sefil bir yaşama ilişkin objeler, kaba ve hoyrat görüntüler bolca kullanılmış. Bu açıdan bakıldığında film, bu akımın neredeyse tüm özelliklerini bünyesinde barındırmakta ve dışavurumculuk akımı hakkında fikir sahibi olmamıza yardım etmekte.
 

Bu akımın diğer güzel örnekleri arasında, Golem(1914), Homunculus(1916) ve Doktor Kaligari'nin Muayenehanesi(1919) sayılabilir.
 

Filmi izlerken çok değişik bir nostaljik tat yaşadığımı da söylemek isterim. Sanki zaman tünelinde geriye gidip, o yılları yaşadım. Biraz ürperdim, bir müddet aynada kendime baktım. Neredeyse 100 yıllık bir film olduğundan görüntüler mükemmel kalitede değil ama, yine de rahat izlenebilecek nitelikte. Atmosfer o yılların havasını ve film tekniğini anlamamıza da yardımcı oluyor. Örneğin, geniş plan ve uzaktan çekimler, olayların sahne sahne akışı, hareketlerin hızlılığı ve insan yüzlerinin ifadelerine yakından hemen hemen hiç yer verilmeyişi hemen dikkat çekiyor.

FİLMİN KONUSU:
 

Prag'lı bir öğrenci olan Bakuin gençtir, yakışıklıdır, şehrin en cesur ve en iyi kılıç kullanan kişisidir. Ancak parasız kalmıştır. Çevirdiği çeşitli gizemli oyunlarıyla bilinen yaşlı Scapinelli'den 100.000 altın para alır ve Scapinelli bunun karşılığında sadece Bakuin'in odasından herhangi bir şey almayı ister. Ancak Scapinelli'nin aldığı şey, odadaki aynadan yansıyan Bakuin'in kendi görüntüsüdür ve bu, Bakuin'in başına işler açacaktır. Zengin bir adam olan Bakuin, sosyeteye girer ve daha önce hayatını kurtardığı ama fakir bir öğrenci olduğu için umutsuz bir aşka düştüğü ve kuzeniyle nişanlı olan Kontes'le de yakınlaşacak, ancak olaylar hiç de ummadığı bir şekilde gelişip, bir felakete sürüklenmekte olduğunu anlaması epey zaman alacaktır.
 

(16 Eylül 2010)

 

gitarisyen

(M. Feridun GÜLSAN)

 

"SİNEMA YAZILARIM" Sayfasına Geri Dön

 

 

Tasarlayan: gitarisyen

 Bu site en iyi Internet Explorer ile 1024 X 768 çözünürlükte görüntülenir. © 2011