PEMBE FLAMİNGOLAR (1972) - Film İncelemesi

gitarisyen

Aşk şarkıları söylemeyi bıraktığımız gün her şeyimizi yitirdik biz. İşte o yüzden durmadan aşk şarkıları söylüyorum.

 

Ne ölümler yaşatırım

İçimde ben

Hiçbiri kalmaz kendime

Bir karlı bahar açar

Gözlerimde yankısız

Kendimi öldürmekten

Yenik düşerim kendime...

Bu sitenin içeriğinden tam olarak faydalanabilmek için sisteminizde

 

JAVA ve FLASH PLAYER

 

yüklü olmalıdır.

PEMBE FLAMİNGOLAR (1972) - Film İncelemesi

 
Orijinal / Türkçe Adı: Pink Flamingos / Pembe Flamingolar  
Ülkesi: A.B.D.  
Yapım Yılı: 1972  
Türü: Korku, Komedi, Gerilim  
Yönetmen: John Waters  
Oyuncular: Divine, David Lochary, Mary Vivian Pearce  

 

NOT: Aşağıda okuyacağınız yazı, tarafımdan 16 Ocak 2011 tarihinde yazılmış olup, aynı tarihte bazı değişikliklerle www.turkcealtyazi.org sitesinde yayınlanmıştır.

 

Bu filmi;
 

- Ailenizle izlemeyin,

- Çocuğunuzla izlemeyin,

- Yemek yerken izlemeyin,

- Mideniz sağlam değilse izlemeyin,

- Katı bir bakış açınız varsa izlemeyin.
 

Film bittikten sonra "Vay anasına" dedim. Ama ağzımdan çıkan bu cümle, filmi çok iğrenç bulduğum veya beğenmediğim ya da çok beğendiğim için filan değildi. Sadece gayri ihtiyari "Vay anasına!" dedim.
 

Filmle ilgili birkaç söz söylemem gerekirse; bu filmi Pier Paolo Pasolini'nin "Salo" filmiyle kıyasladım ister istemez. Ancak "Salo" filminde -her ne kadar yönetmen cinsel sapmalarını bu mesajla örtmek istemişse de- bir mesaj vardı. Orada çekilen -çoğu izleyicinin iğrenç bulduğu- sahneler, faşizmi eleştirmek adına yapılıyordu. Ancak "Pembe Flamingolar" filminde, sanki "Dünyadaki bütün iğrenç olduğu düşünülen şeylerin hepsini nasıl bu filmde kullanabiliriz?" mantığıyla hareket edilmiş ve basit bir konunun içine bütün bu soruların cevapları sıkıştırılmaya çalışılmış. Film bittikten sonra yönetmen John Waters'in açıklamalarıyla, filme koyulmamış sahneleri gösterdiği bir bölüm vardı. Konu bütünlüğü açısından -çoğu kesilmiş olan- bu sahnelerin de filme yedirilmesi iyi olurdu. (Madem amacınız insanları rahatsız edebileceğini düşündüğünüz bir film yapmak, tam yapsaydınız bari.)
 

Yine yönetmenin açıklamasına göre film, ilk senaryosundan oldukça farklılık göstererek kurgulanmış. (Filmden sonraki bölümde, orijinal senaryoya uygun olarak çekilmiş sahneler de gösteriliyor.) John Waters'in buradaki açıklamalarından, bazı sahneleri neden o şekilde çektiğini anlamadığını anlıyoruz. Zira kendisi "Bunu neden yaptım, bilmiyorum." diye söylüyor.
 

Filmi izledikten sonra, izleyen kişilerle yapılan röportajlara da kısaca yer verilmiş. Çeşitli görüşler var doğal olarak. Ancak bir izleyicinin yaptığı şu yorum dikkate değerdi: "Ben de herkes gibi pis şeyleri severim. Fakat bu pis değil, iğrençti. Yalnızca iğrenç."
 

Filmi beğenip beğenmediğimle ilgili yorum yapmayacağım. Sadece izledim, iki saat boyunca üzerinde sürekli konuşulan bir filmi izlemiş oldum. Ancak konusu, kurgusu ve gelişimi açısından akıcı bir film olduğunu söyleyebilirim. Hatta Amerikan filmlerinde beni sürekli bayan çocuksu ve klişe Amerikan esprilerinin aksine, (biraz fazla gelişmiş) bir mizah anlayışı olduğunu da söylemeliyim.
 

Son olarak "Divine" ya da "Divvie" ismiyle tanınan Harris Glen Milstead'ın başroldeki performansının çok iyi olduğunu ve filmin akılda kalıcı, coşturucu müziğini çok beğendiğimi söylemek isterim.


NOT: Sanırım yarım yamalak olmaması ve konu bütünlüğü açısından; John Waters'in aynı kadroyla çektiği, devam filmi niteliğinde olan "Female Trouble" filmini de izlemem gerekiyor.

 

(16 Ocak 2011)

 

gitarisyen

(M. Feridun GÜLSAN)

 

"SİNEMA YAZILARIM" Sayfasına Geri Dön

 

 

Tasarlayan: gitarisyen

 Bu site en iyi Internet Explorer ile 1024 X 768 çözünürlükte görüntülenir. © 2011