ÖRÜMCEK KADININ ÖPÜCÜĞÜ / KISS OF THE SPIDER WOMAN (1985) - Kısa Film Yorumu

gitarisyen

Aşk şarkıları söylemeyi bıraktığımız gün her şeyimizi yitirdik biz. İşte o yüzden durmadan aşk şarkıları söylüyorum.

 

Ne ölümler yaşatırım

İçimde ben

Hiçbiri kalmaz kendime

Bir karlı bahar açar

Gözlerimde yankısız

Kendimi öldürmekten

Yenik düşerim kendime...

Bu sitenin içeriğinden tam olarak faydalanabilmek için sisteminizde

 

JAVA ve FLASH PLAYER

 

yüklü olmalıdır.

ÖRÜMCEK KADININ ÖPÜCÜĞÜ / KISS OF THE SPIDER WOMAN (1985) - Kısa Film Yorumu

 
Orijinal / Türkçe Adı:  Kiss Of The Spider Woman / Örümcek Kadının Öpücüğü
Ülkesi:  A.B.D., Brezilya
Yapım Yılı:  1985
Türü:  Dram
Yönetmen:  Hector Babenco
Oyuncular:  William Hurt, Raul Julia

 

Çok uzun süredir arşivimde duruyordu bu film. Yıllar önce (romanını değil ama) piyesini okuduğum Manuel Puig’in bu muhteşem eserinin film uyarlamasını “Şöyle sakin bir akşamda izlerim,” diye düşünüyordum. Hani neredeyse arşivimde olduğunu bile unutmuşum. Dün akşam izlemek için bu filmi seçince, üstüne üstlük film başlarken “Çeviri: BitterMoon” imzasını görünce “Tamam,” dedim kendi kendime, “Muhteşem bir filmi muhteşem bir çeviriyle izleyeceğim.” Gerçekten de ne çeviri yanılttı beni (zaten aksini düşünmem) ne de filmin kendisi…

 

Ta lise yıllarımda okumuştum bu eseri. Manuel Puig bu eseri önce roman olarak yazmış, sonra oyun haline getirmiş. Eser diyaloglara dayandığı için de hem roman hem de oyun açısından çok başarılı bir çalışma ortaya koymuş Manuel Puig. Filmi izlerken ara verip, piyesi tekrar gözden geçirme ihtiyacı duydum. Film genel olarak oyuna bağlı kalmış uyarlanırken. Ancak filmde William Hurt’ın canlandırdığı eşcinsel karakterin film boyunca anlattığı filmle (ki, Fransa’nın Nazi işgali sırasındaki bir dram filmini anlatmakta) piyeste anlattığı film farklıydı. Bildiğim kadarıyla piyeste anlatılan film gerçek bir filmdi ve bu yolla okuyucuyla doğrudan ve sıcak bir ilişki kurularak oyuna daha fazla bağlanılması hedeflenmişti. Gerçi Manuel Puig’in bu eserinin roman biçimini okumadım ama (araştırdığım kadarıyla) romanda eşcinsel karakter, roman boyunca 5 adet film anlatıyormuş ve bunların üçü gerçek, ikisi kurguymuş. Bu kadar gevezelikten sonra sonuç olarak söyleyeceğim şu ki; Hector Babenko’nun yönetmenliğini yaptığı film genel olarak kitaba bağlı kalmış. Filmin içinde anlatılan filmin kitaptan farklı olması ise yönetmenin, yazarın anlayışını çok iyi özümsediğini ve izleyiciyle doğrusal bir bağ kurmak için bu yolu tercih ettiğini gösteriyor.

 

Ve filmi sevmemdeki en önemli etkenlerden biri William Hurt’ın muhteşem oyunculuğu. (Zaten katıldığı bütün yarışmalarda hep “en iyi erkek oyuncu” ödülünü almış.) Ben gerçekten hayatımda böyle bir oyunculuk görmedim. Sanki kitabın sayfalarının ve satırlarının arasındaki Molina adlı eşcinsel karakter kanlanıp canlanmış ve filmin içine girmişti. Ben bir kitaptaki sözcüklerin canlanarak, etiyle kemiğiyle canlı bir karakter haline dönüştüğünü ilk defa görüyorum. Ve bunu başarabilen William Hurt’ın önünde şapka çıkartıyorum.

 

Filmin (dolayısıyla piyesin) konusu, felsefi açılımı, değerleri ve kaygıları üzerinde durmak istemiyorum. Zira internetten 5 dakikalık bir araştırmayla bu filmin (ve kendisinden uyarlanan roman ve piyesin) konusu, felsefesi, teması, yaklaşımı hakkında bilgi sahibi olunabilir. Hatta önce küçük bir araştırma yapıp filmi daha sonra izlemekte büyük fayda olduğunu düşünüyorum.

 

Sadede gelirsek; yıllar önce bir kitap okumuş ve çok etkilenmiştim. Dün akşamsa bu kitaptan uyarlanan filmi izledim ve yine çok etkilendim. İyi ki sinema tarihinde bu tarz eserler var…

 

Filme Verdiğim Puan: 10 üzerinden 9.

 

NOT: Yukarıda okuduğunuz yazı, tarafımdan 20 Nisan 2012 tarihinde yazılmış olup, aynı tarihte bazı değişikliklerle www.turkcealtyazi.org sitesinde yayınlanmıştır.

 

(20 Nisan 2012)

 

gitarisyen

(M. Feridun GÜLSAN)

 

"SİNEMA YAZILARIM" Sayfasına Geri Dön

 

 

Tasarlayan: gitarisyen

 Bu site en iyi Internet Explorer ile 1024 X 768 çözünürlükte görüntülenir. © 2011