BRÜJ'DA / IN BRUGES (2008) - Kısa Film Yorumu

gitarisyen

Aşk şarkıları söylemeyi bıraktığımız gün her şeyimizi yitirdik biz. İşte o yüzden durmadan aşk şarkıları söylüyorum.

 

Ne ölümler yaşatırım

İçimde ben

Hiçbiri kalmaz kendime

Bir karlı bahar açar

Gözlerimde yankısız

Kendimi öldürmekten

Yenik düşerim kendime...

Bu sitenin içeriğinden tam olarak faydalanabilmek için sisteminizde

 

JAVA ve FLASH PLAYER

 

yüklü olmalıdır.

BRÜJ'DA / IN BRUGES (2008) - Kısa Film Yorumu

 
Orijinal / Türkçe Adı: In Bruges / Brüj'da
Ülkesi: İngiltere, A.B.D.
Yapım Yılı: 2008
Türü: Komedi, Suç, Dram
Yönetmen: Martin McDonagh
Oyuncular: Collin Farrell, Rudy Blomme, Brendan Gleeson

 

Geçen hafta içinde Belçika'daydım. Daha çok Brüksel'de kalmama rağmen, oradakilerin "mutlaka görmelisin" dedikleri Brugge'e de bir günümü ayırıp bolca dolaştım. (Bu arada şehrin adı Hollandaca "Brugge", Fransızca "Bruges", Almanca "Brügge" diye yazılıyor; yerli halk daha çok "Brugge" ismini kullandığından ben de "Brugge" demeye alıştım.)

 

İşte bu filme de, Brugge'den döndükten sonra "Acaba Brugge ile ilgili bir film var mı?" diye ararken rastladım. Zira Brugge beni bir Avrupa şehri olarak çok etkilemişti. Neredeyse ortaçağdan kalma bir şehir. Şehirde bir sakinlik, sessizlik, dinginlik hakim. Etrafı kanalla çevrili olan ve teknelerle kanal turları yapabileceğiniz şehirde her şey ortaçağda donmuş, kalmış sanki. Yüzlerce yıllık evler, yapılar, yollar, heykeller sizi selamlıyor her yerde. Filmde de bahsedildiği gibi "Brugge, Avrupa'nın dokusu hiç bozulmamış bir şehri".

 

Filmi biraz önce izledim. Kahramanlarımız film boyunca Brugge'ün sokaklarında, meydanlarında dolaşırken benim de dolaştığım yerlerden geçtikçe garip bir duygu kapladı içimi. Hele filmin bir sahnesinde filmin iki baş aktörü, Jan Van Eyck heykelinin önünde kanala bakan bir bankta otururken (belki ben de onların oturduğu bankta oturup kanalı seyrettiğimden) iyice tuhaf oldum. Benim de kahve içtiğim, yemek yediğim, alışveriş yaptığım ve dolaştığım yerlerde bir film çekmiş olmaları ve filmin ana konusunun arka fonunda sürekli şehri ele alıp, neredeyse turistik bir belgeselmiş gibi tanıtmaları çok hoşuma gitti.

 

Bu yüzden filme karşı biraz önyargılı olup puanımı yüksek tutacağım. Zira Brugge'ün o tarihsel atmosferini, mekânlarını, binalarını, manzaralarını çok iyi yansıtmışlar. Oyunculuklar genel olarak hoşuma gitti. Gözüme batan hiçbir şey yoktu. Özellikle Ray rolündeki Colin Farrell'i çok sevdim. Ayrıca filmin kadrosunda Ralph Fiennes, Jordan Prentice, Brendan Gleeson gibi ünlü aktörlerin olması da güzeldi. Konusu da hoştu. Komedi gibi başlayan ama finale yaklaştıkça dram yönü daha ağır basan bir film olması ve sıkmadan hoşça vakit geçirtmesi bana göre filmin olumlu yönleriydi. Ayrıca senaryonun insan psikolojisine yer veren bölümlerini de sevdim. Örneğin Ray'in kendiyle mücadelesi, Brugge hakkındaki olumsuz yorumlarının aslında "Nereye gidersen git, kendini beraber götürürsün" ifadesine uygun olarak aslında kendi içinde yaşadığı olumsuzlukların tezahürü olması, Ken'in Brugge'e kendi entelektüel bakış açısıyla tarihsel ve kültürel olarak yaklaşması bana göre anlaşılır bir şekilde yansıtılmıştı.

 

Eğer çok fazla aksiyon beklemiyorsanız ve üstüne üstlük kartpostal gibi Brugge manzaraları izlemek istiyorsanız, mutlaka seveceğinizi düşünüyorum.

 

Aslında sadece film olarak bakarsak 7,5 ya da 8 puanı sonuna kadar hak eden bir film olduğunu düşünmeme rağmen, ben bu filme biraz daha kişisel ve duygusal baktığımdan dolayı 9 puan veriyorum.

 

Filme Verdiğim Puan: 10 üzerinden 9.

 

NOT: Yukarıda okuduğunuz yazı, tarafımdan 21 Ekim 2012 tarihinde yazılmış olup, aynı tarihte bazı değişikliklerle www.turkcealtyazi.org sitesinde yayınlanmıştır.

 

(24 Ekim 2012)

 

gitarisyen

(M. Feridun GÜLSAN)

 

"SİNEMA YAZILARIM" Sayfasına Geri Dön

 

 

Tasarlayan: gitarisyen

 Bu site en iyi Internet Explorer ile 1024 X 768 çözünürlükte görüntülenir. © 2011