CORIOLANUS (2011) - Film İncelemesi

gitarisyen

Aşk şarkıları söylemeyi bıraktığımız gün her şeyimizi yitirdik biz. İşte o yüzden durmadan aşk şarkıları söylüyorum.

 

Ne ölümler yaşatırım

İçimde ben

Hiçbiri kalmaz kendime

Bir karlı bahar açar

Gözlerimde yankısız

Kendimi öldürmekten

Yenik düşerim kendime...

Bu sitenin içeriğinden tam olarak faydalanabilmek için sisteminizde

 

JAVA ve FLASH PLAYER

 

yüklü olmalıdır.

CORIOLANUS (2011) - Film İncelemesi

 
Orijinal / Türkçe Adı:  Coriolanus
Ülkesi:  İngiltere
Yapım Yılı:  2011
Türü:  Dram, Gerilim, Trajedi, Savaş
Yönetmen:  Ralph Fiennes
Oyuncular:  Ralph Fiennes, Gerard Butler

 

Her şeyden önce bir Shakespeare uyarlaması olan bu filmin konusunun (aynen piyeste olduğu gibi) eski Roma döneminde geçtiğini düşünerek izleyeceklere kötü bir sürpriz olacak ama; filmin konusunun geçtiği dönem eski Roma dönemleri değil. (Aslında -birkaç kayda değer bölümü saymazsak- filmin kitaptan/piyesten ayrıldığı tek yön de bu.) Konu, şimdiki zamanda veya yakın geçmişte ya da yakın gelecekte geçen bir film. (Zaman belirsizliği özellikle vurgulanmış gibi geldi bana. Zira Shakespeare'in bu eseri -bildiğim kadarıyla- bugüne kadar hiç yasaklanmadan oynanmış tek oyun ve dünya kurulduğundan bu yana hiç değişmeyen insan özellikleri, halk davranışlarıyla, gurur, öfke, ihanet, kaypaklık gibi kavramları geniş bir boyutta ele alıyor. Hiçbir zaman yasaklanmamış olmasının nedeni de sanırım, Shakespeare'in bir ülkedeki olayları anlattığı bu eserinde bu kavramların hepsini genel değer yargılarıyla ve çağın ötesinde vermiş olması.)

 

Bunun dışında filmin konusu -final sahnesinin gelişimi ve birkaç küçük olay dışında- eserle birebir aynı. Bu da Shakespeare'in bu eserini okuyan bir kişi için daha fazla lezzet veriyor ve herhangi bir sürpriz beklemediğinizden filme odaklanıp sanatsal boyutuyla daha fazla ilgileniyor ve daha çok tat alıyorsunuz.

 

Filmin konusunu, Roma'da bir komutan olan Caius Marcius Coriolanus'un hayatı, kahramanlığına denk olan kibri ve cesareti oluşturuyor:

 

Çok kibirli ve halktan nefret eden biri olan Roma'lı komutan Caius Marcius, ezeli düşmanları olan Volski'lerle savaşır ve onların şehri olan Corioli'yi aldığı için kendisine Coriolanus ünvanı verilir. Ancak Coriolanus'un annesi için bu yetmez ve oğlunun konsül olmasını ister. Ama bu, halkı savaşta korkan, barışta rahat durmayan aşağılık parazitler olarak gören ve konsül seçilebilmek için halkın oylarına muhtaç olan Coriolanus açısından hiç de kolay bir durum değildir. Acaba halka olan nefreti, dilinin yine rahat durmamasına neden olduğunda Roma halkı ona "sürgün", "ceza", "ölüm" cezalarından hangisini verecek ve Coriolanus durmadan değişim ve kaypaklık gösteren, her denilene inanan halktan ve onları ayartan temsilcilerden nasıl korkunç bir intikam almaya karar verecektir?

 

Filmle ilgili bir şey daha söylemek istiyorum. (Aslında bu Shakespeare için de söylenebilir.) Filmde verilmek istenen duygular ve davranışlar çok güzel verilmiş. Tema çok güzel ve -üzerine basarak söylüyorum- "objektif" işlenmiş. Örneğin filmde (ve aynı zamanda eserde) halk kaypaklıkla, döneklikle, parazitlikle, cahillikle suçlanırken Coriolanus'un konuşmasını dinleyip ona hak veriyorsunuz. Ama hemen öte yandan Coriolanus'un gururu, öfkesi, kibri, diktatörlüğü ve yanlışları sizi hemen Coriolanus'dan soğutup halktan yana tavır almanıza sebep oluyor. Bu duyguların filme yansıtılmasında ise Coriolanus rolünde Ralph Fiennes ve Volski'lerin komutanı ve Coriolanus'un ezeli düşmanı Aufidius rolünde Gerard Butler'in payı çok büyük. Bence ikisi de harika oynamışlar. Hatta Coriolanus'un annesi Volumnia rolünde Vanessa Redgrave çok çok üstün bir performans göstererek onların bile önüne geçmiş. Ama benim favorim, Coriolanus'un oğlu rolündeki Harry Fenn. O nasıl bir tatlılıktır öyle? Gerçi çok fazla bir rolü yok ama, göründüğü sahnelerde gönlümü fethetmeyi başardı.

 

Sonuç olarak, filmi bir savaş filmi gibi değil de, insan ve halkların tabiatından bahsedip, onları yorumlayan ve sorgulayan bir edebiyat uyarlaması olarak izlemenin daha doğru olacağını düşünüyorum. Zira filmde çok fazla savaş sahnesi ve savaştan kaynaklanan bir hareketlilik yok. Ama eğer insan psikolojisi, toplum davranışları ve en önemlisi hiçbir zaman değişmeyen siyaset anlayışı ilginizi çekiyorsa bu film, sizin için birebir.

 

Filme Verdiğim Puan: 10 üzerinden 7.

 

NOT: Yukarıda okuduğunuz yazı, tarafımdan 28 Mart 2012 tarihinde yazılmış olup, aynı tarihte bazı değişikliklerle www.turkcealtyazi.org sitesinde yayınlanmıştır.

 

(28 Mart 2012)

 

gitarisyen

(M. Feridun GÜLSAN)

 

"SİNEMA YAZILARIM" Sayfasına Geri Dön

 

 

Tasarlayan: gitarisyen

 Bu site en iyi Internet Explorer ile 1024 X 768 çözünürlükte görüntülenir. © 2011