İSİMSİZ ÖYKÜ

gitarisyen

Aşk şarkıları söylemeyi bıraktığımız gün her şeyimizi yitirdik biz. İşte o yüzden durmadan aşk şarkıları söylüyorum.

 

Ne ölümler yaşatırım

İçimde ben

Hiçbiri kalmaz kendime

Bir karlı bahar açar

Gözlerimde yankısız

Kendimi öldürmekten

Yenik düşerim kendime...

Bu sitenin içeriğinden tam olarak faydalanabilmek için sisteminizde

 

JAVA ve FLASH PLAYER

 

yüklü olmalıdır.

İSİMSİZ ÖYKÜ

 

Bazen internette bulduğum resimler değişik duygular uyandırır bende... Komik resimlerde bile bazen düşüncelere dalar giderim... Birkaç resme arka arkaya bakınca da senaryolar üretirim kafamda... İşte bugün de bende değişik duygular uyandıran 17 adet resmi toplayıp, senaryolaştırmaya çalıştım... Duygulu bir geceydi benim için... O yüzden sanıyorum biraz karamsar oldu... Ama hayat da öyle değil mi çoğu zaman?..

 

Bir isim vermek istedim sonra bu çalışmaya... Ama bu resimleri ve senaryoyu hazırladığım zamandan daha fazla düşünmeme rağmen hiçbir ismi uygun bulamadım bu öyküye... Ben de "İSİMSİZ ÖYKÜ" koymayı uygun buldum başlık olarak... Hepimizin isimsiz bir öyküsü yok mu zaten?...

 

Buyurun benim isimsiz öyküme... Umarım beğenirsiniz...

 

Yazan ve Hazırlayan: gitarisyen

 

1-) Bir denizin kıyısında başlar hayat. Kimseler yoktur: Bir sessizlik, bir dinginlik, bir huzurlu uğultu alır götürür seni... Sabırla beklersin kendinden doğacağın günü...

 

 

 

 

2-) Sonra "merhaba" dersin hayata... Severler seni, el üstünde tutarlar, toz kondurmazlar sana... Bütün şirinliğini kendinin ve geldiğin denizin, üzerinde taşırsın...

 

 

 

 

3-) Hayat güzeldir... Bildiğin bir yerden gelip, bilmediğin bir yere giderken burada ara vermek güzeldir... Hiçbir sorun yoktur görünürde... Yatar, yuvarlanır, oynarsın kendinle... Bir atın kanatlarında saklıdır düşlerin...

 

 

 

 

4-) Ama zaman hızla geçmektedir. Gökkuşağının renklerine kırlar düşmeye başlayacaktır artık. Sevmezsin zamanı. Sevdiklerin yiter gider zamanda... Kendine bakarsın, hayata bakarsın, zamana bakarsın: BÜYÜMEKTESİNDİR...

 

 

 

 

5-) Ve üşümektesindir yalnızlığında... Ailen yoktur artık,belki... Belki kendin bile yoksundur... Kendinden üşüyüp, kendine kaçarsın...

 

 

 

 

6-) Kalabalıklar içinde öyle bir yalnızlık çekmektesindir ki... Üstelik sıkışıp kalmışsındır ortalarında... Gözlerini kaparsın sıkıca, görmek istemezsin kalabalığı... Ama orada olduklarını bilmek seni daha ürpertir, daha yalnızlaştırır...

 

 

 

 

7-) Geldiğin denizi özlersin sık sık... Koşmak istersin denizin üzerinde... Ama... Düşlerinde bile beceremezsin bunu... Ağlarsın... Unutmuşsundur denizde yürümeyi...

 

 

 

 

8-) Doğum günlerin eskide kalmıştır... Yıllar öncesinden bir kart bulursun sandıkta... Çocukluğuna düşersin... Kendinden kaçarsın, ama bir doğum gününde yine kendine dönersin...

 

 

 

 

9-) Oysa bir satranç oyuncusu titizliğiyle kurgulamışsındır hayatı yıllar önce... Zekâna lânet edersin... Hiçbir şey planladığın gibi gitmemiştir hayatta: Doğuştan kaybetmeye mahkum bir yüreğin çıldırışını izlersin...

 

 

 

 

10-) Bir çocuğun düşleri girer bazen rüyana... Sadece, ama sadece RÜYANDA GÜLERSİN...

 

 

 

 

11-) Ve uyanırsın... Ve gerçek senin yatağında seninle kalkar yine... Bir bulanık aynada kendi kendine yavaş yavaş intihar edersin... Şizofren yankıların gözbebeklerinde inkâr eder kendini. Gözlerin bir noktada sabit, öylece beklersin...

 

 

 

 

12-) Bütün umutların dağılmıştır yollara... Yıllardır zaten sadece umut biriktirmişsindir... Hiçbir işe yaramasa da umutların, umutlarını yakalamak için umutlarından kaçarsın... Yollarda oturur, gözlerindeki şarkıyı içersin...

 

 

 

 

13-) Suyun sesini dinlersin bir bardak çayda... Çayın içine girip öylece dinlenmek istersin... Çayı dinleyip, çaya anlatıp her şeyi; çayla sarhoş olmayı beklersin... İçtiğin çay değildir, kendi yüreğini içersin...

 

 

 

 

14-) Oysa ne güzel yerler görmüşsündür düşlerinde bir zamanlar... Renk cümbüşleri içinde bir dünyanın olamayacağına artık inanmışsındır... Asıl olarak değil, kopya olarak yaşadığına hükmedersin...

 

 

 

 

15-) Yine de o umutlar... Ah, o kahrolası umutlar... Bir düş görürsün yine: Bir gölün kıyısında, yeşillikler arasında gözlerini kaybedersin...

 

 

 

 

16-) Ve ansızın bir gün... Tanıdık bir ses duyarsın... Senden fırlayıp seni fırlatan, yıllardır aradığın sesin seni çağırdığını görürsün... Ve ağlarsın... Hayatında ilk defa, hayatında ilk defa, hayatında ilk defa MUTLULUKTAN AĞLARSIN...

 

 

 

 

17-) Ve yeniden, yeni umutlarla, yeni bir inatla ÖLEREK YENİ BİR YAŞAMA BAŞLAMAK İÇİN... Arkandan sonsuz yolculuğunda birazcık ara verdiğin bu zaman diliminde herkes yalancı ve bir saat sonra unutulacak gözyaşları dökerken, geride bıraktığın düşlerin "dur daha seni sevindirecektim" sözleriyle ikiyüzlü ağlamalarla haykırırken ve tüm yaşanmamışlıkların senden utanırken... SEN SEVİNÇTEN ÇILDIRA ÇILDIRA VE HER ŞEYİ BİR ANDA UNUTARAK MUTLULUKLAR ÜLKESİNE GİDERSİN... (Oyun bitmiştir artık...)

 

 

 

 

(2007)

 

gitarisyen

(M. Feridun GÜLSAN)

 

"ÖYKÜLERİM" Sayfasına Geri Dön

 

Tasarlayan: gitarisyen

 Bu site en iyi Internet Explorer ile 1024 X 768 çözünürlükte görüntülenir. © 2011