HAKKIMDA

gitarisyen

Aşk şarkıları söylemeyi bıraktığımız gün her şeyimizi yitirdik biz. İşte o yüzden durmadan aşk şarkıları söylüyorum.

 

Ne ölümler yaşatırım

İçimde ben

Hiçbiri kalmaz kendime

Bir karlı bahar açar

Gözlerimde yankısız

Kendimi öldürmekten

Yenik düşerim kendime...

Bu sitenin içeriğinden tam olarak faydalanabilmek için sisteminizde

 

JAVA ve FLASH PLAYER

 

yüklü olmalıdır.

HAKKIMDA BİRKAÇ SÖZ...

 

Tam adım Mehmet Feridun GÜLSAN. “gitarisyen” kullanıcı adını gitar çaldığım için kullanmaktayım. “Peki, madem gitar çalıyorsun; neden “gitarist” ya dagitarisyen 1 “gitarcı” gibi adlar değil de, “gitarisyen” gibi anlamsız bir sözcük kullanıyorsun?” türünden bir soru soracak olursanız buna şöyle cevap verebilirim: “gitarisyen”, “gitarist” ve “pratisyen” sözcüklerinin karışımından benim türettiğim bir sözcüktür. Bildiğiniz gibi “pratisyen”, “mesleğinde, işinde uzmanlık belgesi almamış”, “bir konu hakkında uzman olmayıp, genel bilgi sahibi olan” gibi anlamlara gelmektedir. İşte ben de kendimi gitar konusunda bir uzman olarak değil de, bir pratisyen olarak gördüğüm için “gitarisyen” adını aldım ve birkaç yıldır internette bu ismi kullanmaktayım. Elbette takdir sizlerin. (Belki pratisyen bile değilimdir.)

 

18 Haziran 1969’da doğdum. Benden 2 yıl sonra da bir erkek kardeşim dünyaya geldi. Ailem o zamanlar çok uslu bir çocuk olduğumu söyler. Hatta hiç yaramazlık yapmadığım için eş-dost anneme “Bu çocuk hiç yaramazlık yapmıyor, aptal mıdır nedir? Bunu bir doktora göster!” demişler. Annem de beni doktora götürmüş. Elbette doktor önce gülmüş, sonra “bunu diyenler aptal, al götür çocuğunu” demiş…

 

Çok sorunlu bir çocukluğum olmadı. Sıcak bir yuvada –bazı maddi sorunlarımız olmasına rağmen- çoğu zaman mutluluk içinde ve çocukluğumu yaşayarak büyüdüm: Sokaklarda arkadaşlarımla top oynadım, oynamaktan yorulunca komşularımın kapısını çalarak yoğurt ekmek istedim, çamurdan arabalarla oynadım, topaç çevirdim… Babam bizim hiçbir şeyimizi eksik etmemeye çalışmasına rağmen, paramız kısıtlı olduğundan şimdi gülerek anımsadığım anılarım da olmadı değil: 10 yaşına gelene kadar muzu ya bir kere yedim ya da yemedim. Bir keresinde arkadaşlarım “şu bakkala muz gelmiş” dediklerinde koşarak o bakkala gitmiş ve muzları seyretmiştik… Yine o yaşlara gelene kadar kolalı içeceklerin tadını bilmiyordum. Ama yaz tatillerinde bol bol dondurma yedim. Özellikle limonlu dondurmayı çok seviyordum… Her çocuk gibi ben de fazla dondurma yemekten defalarca hasta oldum… Sonra ben 12 yaşındayken annem de işe girdi ve maddi açıdan biraz daha rahatladık. O zamanlar ne cep telefonları vardı ne de bilgisayarlar… Hatta televizyonumuz bile yoktu… Evimize telefon bağlatmak için 5-6 yıl beklediğimizi biliyorum… Ancak yine de o kadar mutluyduk ki… Beni ben yapan ve şu anda gururla taşıdığım değerleri bana kazandırdıkları için anneme, babama, kardeşime ve arkadaşlarıma teşekkür ediyorum…

 

Bütün eğitimimi bulunduğum şehrin dışına çıkmadan tamamladım. (Burada “öğretim” yerine “eğitim” sözcüğünü özellikle üstüne vurgulayarak kullanıyorum.) 1993 gitarisyen 2yılında Hukuk Fakültesini bitirdim. 6 yıl serbest avukatlık yaptıktan sonra (“Adam Bir Şeylere İnanıyordu” öykümde göreceğiniz nedenlerden dolayı) ani bir kararla avukatlık yapmayı bıraktım. Değişik birkaç iş yaptıktan sonra 2 yıl süreyle bakkallık yaptım. Bu sıralarda bilgisayarla tanıştım. Önceleri bana bilgisayarda zor gelen çoğu şeyi gecemi-gündüzümü bilgisayar başında geçirerek öğrendim ve web-tasarım yapmaya başladım. (Bu siteyi de bu bilgilerimle yaptım.) Daha sonra bir resmi kuruma girdim ve hâlâ burada çalışmaktayım…

 

Eşimle fakülte yıllarımda tanıştım ve 1996 yılında evlendim. Bu evlilikten Can isminde şu an 13 yaşında olan bir oğlum var. Anlayacağınız mutlu bir çekirdek aileye sahip olduğum söylenebilir.

 

Müzikle ilgilenen herkesin söylediği gibi müziğe ve sanata olan ilgim küçük yaşlarda başladı. Ancak ortaokul yıllarımda müzik öğretmenimin “senin karga gibi sesin var, sakın şarkı söyleme” demesi üzerine yıllarca sesimden nefret ederek ve –kendi kendime bile olsa- şarkı söylemeden büyüdüm. Fakülte yıllarında bir arkadaşım sayesinde gitarla tanışınca durum değişti. Gitar çalarken şarkı da söylemeye başladım. Dinlediğim bütün şarkıcıların sesini taklit ediyordum. Zamanla kendi sesimi de sevmeye başladım. (Sesin eğitilebileceğini de bu sayede öğrenmiş oldum.) O yıllarda besteler de yapmaya başladım. Gece-gündüz söz yazıyor, beste yapıyor, sesimi iyileştirmek için çalışıyordum. (Bu sitede dinleyeceğiniz şarkılarımın çoğu o yılların besteleridir.) Tabii bir konuya bu kadar önem verince bazı şeylerin aksaması da kaçınılmaz oldu: Fakülteyi 3 yıl uzattım bu yüzden… Ama yaşadıklarımdan hiçbir zaman pişman olmadım. Şu anda olsa yine aynı şeyleri yapar, aynı şeyleri yaşardım…

 

Aşklar yaşıyordum, bazen birisinin hiç haberi olmadan ona aşık oluyor; aylarca kendi kendime acı çekiyor ve bunun sonucunda bir beste üretiyordum. Besteyi üretince de kendiliğinden aşkım bitiyordu. Daha doğrusu sevgimi, yaptığım bestenin içine hapsettiğimi düşünüyor ve aradığım kişiyi her zaman o şarkının içinde buluyordum…

 

Fakülte yıllarından sonra birkaç defa kaset çıkarmaya teşebbüs ettim ve İstanbul’a gittim. Ancak konuştuğum birkaç yapımcı bana güvenemiyordu. Bu yüzden parayı benim koymam gerekiyordu ortaya. Ancak bir albüm yapmak için gerekli para miktarı da benim yıllarca çalışsam bile toparlayamayacağım kadar büyüktü… Ben de bu sevdadan vazgeçtim ve uzun yıllar beste yapmayı bıraktım. Yalnızca eş-dost arasında gitar çalıp, şarkı söyledim. Bazen kafeteryalarda kendi başıma ya da çeşitli gruplarla programlar yaptım.

 

Bu arada –bütün gerçek şairlerin affına sığınarak, benim adına şiir dediğim- duygu birikimlerimi yazmaktan hiç vazgeçmedim. ("Şiirlerim" sayfasında bunları ve şiir hakkındaki düşüncelerimi okuyabilirsiniz.) Karakalem resimler ve bir ara yağlıboya tablo çalışmaları yaptım. Karikatürler çizdim. Kısacası sanatın her dalıyla uğraşmaya çalıştım. Ancak müzik ve şiir benim yaşamımı yönlendiren iki önemli unsur olduğu için hâlâ bu yönde çalışmalarımı sürdürmekteyim…

 

Son dönemlerde yaptıklarımı paylaşmayı düşündüm. İyi veya kötü yaptıklarımı gitarisyen 3insanlara sunmak, çalışmalarımı onlarla paylaşmak, eleştirilmek, bu eleştirilerin ışığı altında daha güzel şeyler yapmaya çalışmak… İşte bu site fikri buradan doğdu… Zaten "Sitenin Amacı" sayfasında, “Bu Siteyi Neden Yaptım?” başlığı altında da okuyacağınız gibi, sanat adına yapılan şeyler karşılığında maddi beklentiler olması, bu çalışmalardan gelir elde edilmeye çalışılması bana yıllardır yanlış geliyordu. İnternet sayesinde hiçbir çıkar gözetmeden yaptığım çalışmaları sizlerle paylaşmak, bana en doğru iş olarak gözüktü…

 

Ben bu siteyi zevkle hazırladım. Siteye koyduğum her harfin üzerinde bile en ince ayrıntılarına kadar düşündüm. Çalışmalarımı siteye koyarken de –sanat adına- belli bir kaliteyi tutturmaya çalıştım. Sizin sevip sevmeyeceğinizi bilemiyorum. Ama ben şiirlerimi, öykülerimi, bestelerimi, çalışmalarımı, yazdıklarımı, yaptıklarımı ve ürettiklerimi seviyorum. Daha da önemlisi artık sesimi seviyorum… Ve en önemlisi; bir yerlerde ya da zamanın bir yerinde birileriyle aynı duyguları paylaştığımı biliyorum…

 

Kısacası; hepimizin yaptığı gibi:

 

YAŞIYORUM…

 

gitarisyen

(M. Feridun GÜLSAN)

 

 

Tasarlayan: gitarisyen

 Bu site en iyi Internet Explorer ile 1024 X 768 çözünürlükte görüntülenir. © 2011