PERFORMANS ÖDEVLERİ ANA-BABAYA MI VERİLİYOR?

gitarisyen

Aşk şarkıları söylemeyi bıraktığımız gün her şeyimizi yitirdik biz. İşte o yüzden durmadan aşk şarkıları söylüyorum.

 

Ne ölümler yaşatırım

İçimde ben

Hiçbiri kalmaz kendime

Bir karlı bahar açar

Gözlerimde yankısız

Kendimi öldürmekten

Yenik düşerim kendime...

Bu sitenin içeriğinden tam olarak faydalanabilmek için sisteminizde

 

JAVA ve FLASH PLAYER

 

yüklü olmalıdır.

PERFORMANS ÖDEVLERİ ANA-BABAYA MI VERİLİYOR?

 

Performans ödevleri konusunda herkes aynı şeyi söylüyor: "Bu ödevler çocuğa değil, ana-babaya veriliyor."
 

Zaten çocuklar okul-dershane-ödev-deneme sınavı-soru/test çözümü girdabında boğulup gidiyorlar, bir de performans ödevlerini nasıl yapacaklar? Aslında şimdiki eğitim sistemi teorik olarak iyi. Ama sadece TEORİK OLARAK İYİ. Nedeni şu ki; çocuğu ezberci bir anlayıştan uzaklaştırmak, araştırmaya yöneltmek için SÖZDE ödev vermemeleri gerekiyor. Bütün ders kitapları da bu yönde, baktığım kadarıyla. Fakat içinde bulunduğumuz AT YARIŞI (pardon, ARKALARINA MOTOR TAKILMIŞ AT YARIŞI) sisteminde, sırf diğerlerinden bir soru daha fazla çözebilip, sınavda bir puan daha yüksek alabilsinler diye ve sırf dershaneler bir puan yüksek alabilme kaygısından çıkar sağlayabilsin diye sürekli ödev veriliyor, sürekli test çözdürülüyor, sürekli yarışlara hazırlanıyor. Bu yüzden, ne oyun yüzü görebiliyor çocuklar, ne de kendilerine ayıracak zamanları olabiliyor. Ve ne acıdır ki, eskiden vakti olduğu halde kitap okumayı sevmeyen çocuklar, şimdi vakitleri olmadığı için istedikleri halde edebî bir eser okuyamıyorlar. Böyle olunca da performans ödevleri haliyle velilere kalıyor.
 

Oğluma her zaman sınavların kendisini etkileyecek kadar önemli olmadığını, önemli olanın İYİ BİR İNSAN OLMAK olduğunu anlatmaya çalışıyorum bu yüzden. Sonuçta bütün sınıfları birincilikle bitirse, bütün sınavlardan en yüksek notları alıp, en yüksek okulları bitirse bile, bir torpil(!) bulup bir işe girmesi gerekecek. Ve bir işe girdiği zaman da, geçmişi onun kadar başarılı olmayan biri büyük bir ihtimalle onun amiri ya da patronu olacak.
 

Neyse, konuyu açıp, saçıp, dağıttım galiba... Konunun yerinin burası olmadığını fark edip, ağzımı kapıyorum. (Ama ne yapayım, böyle konularda çenem düşüyor).

 

(31 Aralık 2010)

 

gitarisyen

(M. Feridun GÜLSAN)

 

"DÜŞÜNCELERİM" Sayfasına Geri Dön

 

Tasarlayan: gitarisyen

 Bu site en iyi Internet Explorer ile 1024 X 768 çözünürlükte görüntülenir. © 2011