BESTELERİM HAKKINDA BİRKAÇ SÖZ

gitarisyen

Aşk şarkıları söylemeyi bıraktığımız gün her şeyimizi yitirdik biz. İşte o yüzden durmadan aşk şarkıları söylüyorum.

 

Ne ölümler yaşatırım

İçimde ben

Hiçbiri kalmaz kendime

Bir karlı bahar açar

Gözlerimde yankısız

Kendimi öldürmekten

Yenik düşerim kendime...

Bu sitenin içeriğinden tam olarak faydalanabilmek için sisteminizde

 

JAVA ve FLASH PLAYER

 

yüklü olmalıdır.

BESTELERİM HAKKINDA BİRKAÇ SÖZ

 

Küçük yaşta başladım beste yapmaya. Ortaokuldayken babam bana bir bağlama almıştı. Onunla bir şeyler çalmaya çalışmış, hemen arkasından da beste yapmaya uğraşmıştım. Müziğe çok meraklıydım ve çok seviyordum. Ancak ortaokulda müzik hocamız bir gün derste "Senin sesin karga gibi; sen sakın şarkı markı söyleme!" deyince bana, bütün dünyam karardı. Yıllarca sesimden utandım. Hani çoğu insan banyoda filan şarkı söyler ya: İşte ben ne banyoda ne de başka bir yerde şarkı söyleyebildim. Kendi başımayken bile sesimden utanıyordum.
 

Fakülte yıllarına kadar böylece devam etti bu. Fakültede ise gitar çalan bir arkadaşımla tanıştım. Gitarı o zamana kadar elime almamıştım. Arkadaşımın sesi de çok güzeldi. Ondan bir şeyler öğrenmeye başladım. Fakat gitar çalarken şarkı da söylemek gerekiyordu. İşte bu dönemde sesin de eğitilebileceğini öğrendim. Zamanla sesimle mutlu olmayı, sesimi sevmeyi de öğrendim. Dinlediğim her şarkıcıyla birlikte söylüyordum şarkıları. Sanatçıları taklit etmeye çalışıyordum. O dönemlerde yine İlhan İrem'le tanıştım. Sesi ve sesinin yumuşaklığı çok etkilemişti beni. Yıllarca onu taklit etmeye çalıştım. Sonra kendi sesimi bulmaya çalıştım. Bu da kolay olmadı elbette. Ama sesimin yumuşak ve güzel olduğunu söyleyen arkadaşlarım sayesinde kendime olan güvenim arttı. Ve böylece şarkılar söylemeye ve gitar çalmaya devam ettim.
 

Şimdi şunu çok iddialı bir şekilde söyleyebiliyorum: Kötü ses yoktur, eğitilmemiş ses vardır. Siz bir sanatçının sesini beğenmeyebilirsiniz (bu da kişisel bir şeydir çünkü), ama bu, o sanatçının sesini güzel kullanmadığı anlamına gelmez. Ya da bir başka sanatçının sesi -siz hiç güzel bulmazken- beni çok etkileyebilir. Sonuçta önemli olan şarkı söyleyen birisini severek dinleyebilmektir. Kendimizden bir şeyler buluyorsak, o kişiyle birlikte şarkıyı tekrar ediyorsak ve bizi iyi veya kötü etkiliyorsa daha ötesi yoktur. Özetle bu da bir zevk ve beğeni işidir. Yapılan müziğin kalitesi belki tartışılabilir ama ses ve yorum subjektif ölçütler olduğundan tartışmanın bir anlamı yoktur. Ve en önemlisi -bana göre- herkes şarkı söylemelidir.
 

Beste yapmaya da aynı dönemlerde ciddi anlamda eğildim. Gitar, beste üretebilmek için bulunmaz bir enstrümandı ve ben bunu sonuna kadar kullanmaya çalıştım. Gençliğimin de verdiği etkiyle yaşadığım her şeyi söze ve müziğe dökmeye çalışıyordum. Sık sık platonik aşklar yaşıyor, bunları söze ve sonra da müziğe çeviriyordum. Aşık olduğum kişinin haberi bile olmuyordu benim aşkımdan. Aşklarımı bestelerimin içine gömüyor ve bestemi her çalışımda hiç bir somut sevgiyle sınırlanmadan hayal gücümü olabildiğince geniş kullanarak yeniden yaşıyordum aşklarımı.
 

Böylece epey bir beste birikti elimde. Hepsinin sözleri ve müzikleri bana aitti. Söz yazmaya da çok önem veriyordum. Sözlerimin güzel ve etkileyici olmasına uğraşıyordum. Yalnız bir sorunum vardı. Çok uğraşmama rağmen -bir kaç istisna dışında- toplumsal içerikli besteler üretemiyordum. Elime ne zaman gitarı alsam, aşkla ilgili şeyler çalıyor ve söylüyordum. Romantik ve duygusal yapımın da etkisi vardı bunda. Ben de kendi kendime "Madem sadece aşk besteleri yapabiliyorum, o zaman hiç olmazsa bunların çok güzel olmasına çalışayım" diye düşündüm. Bir taraftan da İlhan İrem, Fikret Kızılok, Barış Manço, Zülfü Livaneli, Erdem Alkın, Erkin Koray, Bülent Ortaçgil, Timur Selçuk gibi kaliteli ürünler verdiklerine inandığım "sanatçı"ların eserlerini dinliyordum. Ama yukarıda da dediğim gibi hep aşk şarkıları yazıyordum. (Aslında şimdi bakıyorum da gerçekten aşk şarkısı söyleyen kimse kalmadı. Belki bazı albümlerde bir kaç parça çıkıyor. Ama hepsi o kadar. Şu dönemde aşk şarkıları dinlemeye ve söylemeye o kadar ihtiyacımız var ki.)
 

Ve o günden sonra kararımı verdim: Bugüne kadar edebiyatta, müzikte, tasavvufta, resimde hep en güzel anlamını bulmuş olan "aşk" üzerine şarkılar yazacaktım. Mevlana'dan Yunus Emre'ye, Dede Efendi'den İlhan İrem'e, geçmiş düşünürlerden günümüz düşünürlerine kadar hep aşkı işlemiş kişilerin yolundan gitmek, sadece bedensel aşkı değil, manevi aşkı da yüceltmek için çalışacaktım bestelerimde. Elbette yolundan gittiklerim kadar başarılı olamayacağım, onlar gibi derinlemesine işleyemeyeceğim aşkı, onlar gibi duyup onlar gibi yaşayamayacağım. Ama karınca misali "gidemesem bile yolunda öleceğim."
 

Sitemin ana sayfasında da dediğim gibi "Aşk şarkıları söylemeyi bıraktığımız gün her şeyimizi yitirdik biz. İşte o yüzden durmadan aşk şarkıları söyleyeceğim." İşte bu nedenle de bu sitedeki bestelerimde hep "aşk"ı bulacaksınız.
 

Fuzuli'nin dediği gibi:
 

"Aşk imiş her ne var alemde,

İlim bir kıyl ü kal imiş ancak."

 

gitarisyen

(M. Feridun GÜLSAN)

 

"BESTELERİM" Sayfasına Geri Dön

 

Tasarlayan: gitarisyen

 Bu site en iyi Internet Explorer ile 1024 X 768 çözünürlükte görüntülenir. © 2011